PARALARIN IŞIĞINDA TÜRK VE İRAN KAVİMLERİNDE AY-YILDIZ/GÜNEŞ MOTİFİ VE TÜRK KÜLTÜRÜ İÇİN İRAN ARAŞTIRMALARININ ÖNEMİ

3091
* Dr, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, 61080 Trabzon
TÜRKİYE. E-mail: tezcanm@isbank.net.tr
PARALARIN IŞIĞINDA TÜRK VE İRAN KAVİMLERİNDE
AY-YILDIZ/GÜNEŞ MOTİFİ VE
TÜRK KÜLTÜRÜ İÇİN İRAN ARAŞTIRMALARININ ÖNEMİ
TEZCAN, Mehmet*
TÜRKİYE/ТУРЦИЯ
ABSTRACT
Motifs of Moon and Star/Sun Among the Turkic and Iranian Nations on
the Light of Coins and the Importance of Iranology
The relations of Turkic and Iranian nations, settled or nomadic, go back the
period of the first archaeological cultures. Especially, in the result of political,
cultural, commercial and religious contacts and relations between them which
had begun in the period of Andronovo culture especially and were intermediated
by the Soghdians in the region of Soghdiana/Mawara an-Nahr, some components
transmitted into each other mutually, and, one of those motifs is that of moon and
star which appears on the coins of the Kushans, Kidarites and Hephthalites who
have characteristics of a kind of Iranian culture. Whereas this motif is known
as “ay-yildiz motifi” (motif of moon and star) among the Türks, in real it was a
combination of moon and soon in the tradition of the ancient Iranians. And it is
also known that this motif, either as multi-angled or five-angled star was used
to on the coins of the Parthians and especially of the Kingdom of Pontos in the
eastern and northern Anatolia respectively, the Hellenistic states but under the
Iranian influences.
Some of the rulers of the Sasanian Dynasty founded in Iran at the beginning
of the 3rd century AD frequently used the motifs of moon and star on the coins
struck by them. Thus, this motif occasionally seems in the shape of the five-angled
star typically. Being under their cultural influences, on the coins of the Kushans
founded in the regions of Sogdiana/Mawara an-Nahr, Bactria/Tocharistan, more
clearly and on the four angles of the coins of the Kidara Kushans who succeeded
the Kushans at the beginnings of the 5th century AD, and, finally, on the coins of
the some rulers of the Hephthalites who ruled over rather vast territories from
the Eastern Iran to the Eastern Turkestan and from the Soghdiana to the northern
India, coming to the area in the 5th century AD. the same motifs occur. There is the
same “moon and star motif” on the some coins of the rulers of the Türk Kaghanate
and the members of the Türk-shahi Dynasty, the representative of the first in the
3092
Western Turkestan and Afghanistan. The motif of soon became more important in
the period of the Uygur Kaghanate because of accept of the Manichaeism by the
Uygur Turks. Thus, the soon was already among the royal titles of the rulers. And
on the juridical documents of the Uygurs the “soon and star” motif takes up a
position in the shape of a five-angled star. For these reasons, it needs to study very
well especially the Iranian texts so-called the “Middle Persian” in order to able
to inquire more exactly the problems of history, culture, language, literature and
religions of the Turks in the periods of both the Antiquity and the Middle Ages.
Key Words: Iranology, Turks, Kaghanate.
GİRİŞ
İster yerleşik, ister göçebe olsun, Türklerle İrani kavimlerin ilişkileri, Orta
Asya’daki ilk arkeolojik kültürler dönemine kadar gider. Bilhassa Andronovo
döneminde başlayan ve Soğdiana/Maveraünnehir bölgesindeki Soğdlular
aracılığıyla gerçekleşen siyasi, kültürel, ticari ve dinî münasebetler neticesinde
bazı unsurlar karşılıklı olarak birbirlerine geçmiştir; bölgede kurulan ve İran
kültür özellikleri gösteren Kuşan, Kidarit ve Eftalit gibi devletlerin paralarında
gözüken “ay-yıldız” motifi de bunlardan biridir.
1. Ay-Yıldız Motifinin Eski Önasya Kavimlerindeki Kısa Tarihçesi
Bizde “ay-yıldız” olarak bilinen motif, aslında gerek İran geleneğinde, gerekse
daha eski kabul edilebilecek Mezopotamya, Mısır ve Anadolu medeniyetlerinde
ay ve güneş idi. MÖ IV. binden beri Sümer, Mısır ve Anadolu (Hitit) eserleri
araştırıldığında, bunlarda ay ve yıldız motifleri görülür. Bunlar, eserlerde ayrı
ayrı yer alabildiği gibi, ikisi birlikte de görülebilir. Ancak, bizim bugün yıldız
olarak kabul ettiğimiz ve genellikle 5 veya 8 köşeli olan motifin yıldız olmadığı,
eski medeniyetlerin çoğunun sembolü, belki de ilahı olarak telakki edilen güneşi
sembolize ettiği bazı bilginlerce ileri sürülmüştür1
ki biz de bu görüşteyiz. Fakat bu
ay ve yıldız motiflerinin hemen yanında ayrıca güneş sembollerinin de olduğunu
görüyoruz. Demek ki ay, yıldız ve güneş, her üçü de eski dönemlerden itibaren
devletlerin ve kavimlerin hayatında önemli bir yer tutuyordu.
Anadolu’da Hititlerden itibaren gözüken bu motifin aslında sanıldığı gibi
İran’dan ve İrani kültür vasıtasıyla değil, Orta Asya’dan gelen göçler yoluyla
geldiği, yani Mezopotamya yoluyla bir etkileşim şeklinde olmayıp ortak bir
menşeden, yerden geldiği vaktiyle Türkiye’deki bazı araştırıcılar tarafından ileri
sürülmüştür. Ön Asya’da bilhassa Sumer, Elam, Hitit eserlerindeki ay, yıldız ve
güneş motifleri ve bunların ihtiva ettiği anlamlar üzerinde vaktiyle F. Kurtoğlu,
1
Mesela H. F. Turgal, bu konuda şöyle diyor: “Düşünüşüme göre, en eski madalyelerde görülen ay
yıldız olmayıp ay ve güneştir. Birisi gündüzün ötekisi gecenin nuru ve bekçisidir. Mihrümah ve
mihrümeh diye birlikte kullanılır ve böylece adları vardır.” (Kurtoğlu, 1992: 49).
3093
yaptığı araştırmada biraz durmuştu.2
Biz burada daha çok, İran ve İran kültür
sahalarında kurulmuş Ahemenid (Persler), Parth (Arşaklar), Sasaniler ile İran
kültür tesirindeki Pontos, Kuşan, Kidara Kuşan, Eftalit ve Türk paralarındaki ilgili
motiflere temas edeceğiz.
2. Ahemenid (Pers) İmparatorluğu (MÖ 559-330) Dönemi’nde Ay-yıldız
Motifi
MÖ VI. yüzyıldan IV. yüzyılın ikinci yarısındaki Büyük İskender’in zaptına
kadar bütün İran, Kuzey Hindistan, Anadolu, hatta Orta Asya’nın bazı bölgelerine
hâkim olarak Klasik Eski Çağ’ın ilk ve en büyük imparatorluğunu kurmuş olan
Persler, asıl olarak İranlı bir sülale idiler; zamanın hâkim dini olarak Ahura-Mazda
(Mazdaizm/Zoroastrianizm) dinini de üç kıtaya yaydılar. Herodotos, onların dini
geleneklerini anlatırken, bu münasebetle onlardaki ay ve güneş ibadetinden,
bunlara kurban kestiklerinden bahseder.3
Perslerin gerek Önasya, gerekse Orta
Asya’ya kadar uzayan bu hâkimiyeti, ay, yıldız ve güneş gibi unsurların daha
doğuya yayılmasında da başlıca amil olmuştur.
Ancak, gerek sanat eserlerinde, gerekse heykellerinde Mezopotamya
kültürlerinin yanı sıra Mısır ve Yunan etkisinde kalan Persler,4
ay, yıldız ve güneş
tasvirlerini bunlarda kullandıkları gibi Darius’dan itibaren çıkardıkları paralarında
da bu motiflere yer vermişler, bu gibi unsurları kendilerinden sonra bölgede
kurulacak Helenistik devletlere ve daha doğuda Orta Asyadaki göçebe kavimlere
de yansıtmışlardır.5
İran kültürünün Doğu’da ve Kuzey’de irtibatta oldukları en
önemli göçebe kavimlerin başında ise, bilhassa yakın olmaları hasebiyle Saka/
İskitler geliyordu.6
3. Parthlar (Arşak) Döneminde Ay-yıldız Motifi
Hellenistik İmparatorluğun parçalanmasından sonra MÖ III-MS III. yüzyıllar
arasında Hellenistik bir hanedan olarak yaklaşık dört asır İran coğrafyasına hâkim
olan Parthların aslen İranlı bir sülale olup olmadığı tartışmalıdır; ancak İran kültürü
tesirinde bulunan Harezm’in güneyindeki bir bölgeden gelmişlerdi. Bu bölge
ise çok eski dönemlerden beri çoğunlukla müstakil kalmış, ama başta Sakalar
olmak üzere birçok göçebe kavimlerin, bu arada A(p)arnilerin istila ve etkisine
sürekli açık kalmıştır. A(p)arniler, İran yaylasının kuzey-doğu bölgesinde, Hazar
2 Bkz.: Kurtoğlu, 1992: 23-46. 3 Bkz.: Tezcan, 2007c: 169. 4
Gnoli, 1996: 122.
5 Bkz.: Kurtoğlu, 1992: 26-30. Perslerdeki dinî uygulamalar hakkında Bkz.: Frye, 1984: 120-124.
Persler zamanında Orta Asya’da İrani kavimler ve bunlar üzerindeki tesirlerden bazı örnekler için
mesela Bkz.: Frye, 1996a: 443-445. 6
Orta Asya’nın bilhassa batı bölümündeki “İrani” kavimler ve İrani etkiler hakkında Bkz.:
Abetekov-Yusupov, 1994: 23-33; Dandamayev, 1994: 35-37, 43-45; Puri 1994a: 191-196, 199-
204; Tezcan, 2007c: 171-174.
3094
Denizi’nin güney-doğusunda bulunuyordu. İlk sülale kurucuları olan I. Arsakes
(247-211) de bu Parnilerden idi; bunun zamanında A(p)arniler Orta Asya’dan
gelerek önce Hyrcania bölgesini ele geçirdiler.7
Parthlar, gerek kılık kıyafetleri
ve hayat tarzları (göçebe), gerek yurtları, gerekse savaş teknikleri itibariyle
İranlılardan farklı idiler ve III. yüzyılın son çeyreğine doğru Orta Asya’dan İran
platosuna indiler. Bu bakımdan bunların Asyalı, hatta Türk oldukları hakkında
görüşler vardır. MÖ II. yy. sonlarında “Büyük” lakaplı I. Mithradates (MÖ 171-
138), Selevkos imparatorunu mağlup ederek bütün Mezopotamya’yı ele geçirdi,
adına para bastırdı ve daha önceki “Büyük Kral” unvanından başka, MÖ 140
yılında ilk olarak “Krallar Kralı” unvanını da takındı.8
Bu suretle, MÖ 150
tarihinden MS 224 yılına kadar Mezopotamya, Parth hâkimiyetinde kaldı ve
Batıda Roma İmparatorluğu ile mücadele etti. Parthlar hem hâkim oldukları saha
hem de münasebette oldukları devlet ve kültürler itibariyle zamanla hem İran hem
de bilhassa yazı bakımından Greklerin tesiri altında kalmışlardır.
Grek etkisini devam ettiren ve baştan itibaren Helenistik bir krallık
hüviyetinde olan Parthların daha I. Mithradates döneminden itibaren sikkelerinde
“philhellenos” siyasi unvanı geçer ki bu ifade, onlar üzerindeki Grek tesiri yanı
sıra Anadolu’daki Roma hâkimiyetine karşı uygulamak istedikleri Hellenistik
politikayı da göstermektedir.9
Parthların tarihi ve kültürü hakkındaki bilgiler,
Perslerden farklı olarak daha çok yabancı kaynaklardan elde edilmektedir; ancak,
kendilerine has sikkelerindeki resimlerden kılık kıyafetleri, unvanları ve dilleri
hakkında bilgi sahibi olabiliyoruz. Bunlara göre, resmî inanıştan ayrı olarak
halk arasında güneş ve yıldızlara ibadet bilhassa çok yaygındı. Hükümdarlarının
bazılarının genel unvanı (Mihtradates) zaten Mithra yani Güneş ile alakalı idi.
Parth dönemine ait çok miktardaki sikkelerde, stellerde ay, yıldız ve hatta ayyıldız
motiflerine rastlamak mümkündür. Kral portrelerinin başları üzerinde, daha
sonra bilhassa Sasani ve Eftalitlerde sıklıkla göreceğimiz üzere bir hilal tasviri yer
almaktadır.10 Parthlarda, III. Mithradates (MÖ 57-54)’in bazı paralarında sadece
Güneş veya Yıldız motifi,11 II. Orodes (MÖ 57-38)’in bazı paralarından (drachma)
itibaren ise hükümdarın başının heri iki yanında ay ve yıldız sembolleri vardır.12
IV. Phraates (MÖ 38-2)’den itibaren drachma tipi paralarda ise ay-yıldız birlikte
görülür (Resim 1-2, bkz.: s. 3158 ).13 Bunların paralarında Ay/Hilal motifi, uçları
yukarıya dönük ve içindeki Yıldız veya Güneş sembolü, bazan çok köşeli, bazan
7 Bkz.: Frye, 1984: 206; Koshelenko-Pilipko, 1994: 131. 8
Frye, 1984: 210; Koshelenko, 1996: 127.
9
Puri, 1994a: 203; Wolski, 1996: 130.
10 Kurtoğlu, 1992: 26.
11 Sellwood, 1980: 129/41.12.
12 Sellwood, 1980: 148/47.14, 150/47.29, 153/48.9-48.10.
13 Sellwood, 1980: 177/54.7.
3095
beş köşelidir.14 Bu haliyle Parthların Ay ve Yıldız motifi, Türk ve göçebe çevresini
oldukça etkilemiştir.15
Parthlar, Doğu ve Batı arasındaki milletlerarası ticaret yolları üzerinde 400
yıla yakın süren hâkimiyetleri ve buna aktif olarak katılmaları esnasında Batı’da
Roma, Doğu’da ise önce Sakalar, sonra Kuşanlar ile mücadele etmek zorunda
kalmışlar, sonuçta Batı’nın ve Doğu’nun birçok kültürel ve dinî özelliklerini de
bir diğerine aktarıcı rol oynayarak ticarette bir nevi tampon bölge ve aktarıcı rol
üstlenmişlerdir.16 Bu etki, Sakalar ve Kuşanlar üzerinde bilhassa barizdir. MÖ I.
yüzyılın ikinci yarısında İran’dan ayrılarak Kuzey Hindistan’da “Indo-Parthlar”
adıyla anılan bir sülale kuran Gondophares, kuzeyden gelen Kuşanlar vs. gibi
göçebeleri kültürel açıdan etkileyen İrani hanedanların da öncüsü olmuştur.
4. Pontos Krallığı (MÖ III-MS IV. Yüzyıl) ve VI. Mithradates’in Sembolü
Olarak “Ay-yıldız” Motifi
Anadolu’daki Hellenistik devletlerden olup, etnik ve dini açılardan İran
tesirinde kalan, dil olarak ise zamanla Grek/Hellenleşen Pontos Krallığı
paralarında da ay ve güneş motifinin gerek çok köşeli, gerekse beş köşeli yıldız
olarak sıklıkla kullanıldığı malumdur. MÖ III-MS IV. Yüzyıllarda Karadeniz’in
Orta, Doğu ve Batı kıyılarına hâkim olarak Pontos Krallığı’nı kuranların etnik
kimliği konusunda farklı görüşler vardır; ama sülalenin kurucuları, kendilerini
İran’ın Ahemenid (Pers) İmparatorluğu hanedan ailesinden göstermekte idiler
ve bu arada Mithra (Güneş) kültüne de sahiplerdi.17 İrani menşeli olsun veya
olmasın, bu tesirleri belki de çok eski dönemlerde Mezopotamya yoluyla almışlar,
Doğu Anadolu ve Karadeniz kuzeylerinde de oldukça yaygın olan Mithra kültünü
benimsemişlerdi. Elit tabakanın, saray hayatında, yazışmalarında ve çıkardıkları
paralarında ise Grek yazısını kullandıklarını görüyoruz.
En geniş sınırlarına kavuştuğu VI. Mithradates Dönemi’nde (MÖ 121-63)
bugünkü Bursa ve civarından doğuda Gürcistan mıntıkasına kadar olan saha
ile Yeşilırmak çevresine de hâkim olan Pontos Krallığı hükümdarları, büyük
kısmı itibariyle Amaseia (Amasya) ve Amisos (Samsun)’da basılan paralarında
zaman zaman ay ve yıldız motiflerini birlikte kullanmışlardır. Krallığın en
büyük imparatoru olan VI. Mithradates, “Pers” soyundan ve Kyros neslinden
olmakla, soyluluğu ve asaleti ile övünen bir hükümdardı;18 önceki hükümdarlar
gibi, “Güneş/Tanrı’nın Armağanı” anlamına gelen Mithradates unvanını da
kullanıyordu. Bunun bir göstergesi olarak, gerek kendisi (Resim 3, bkz.: s. 3158),
14 Sellwood, 1980.
15 Esin, 1972: 323-324, Lev. I/16.
16 Koshelenko-Pilipko, 1994: 137-138.
17 Bölgede Mithra kültü ve yaygın olduğu sahalar hakkında mesela Bkz.: Blawatsky- Kochelenko,
1966: 6-7, 19-21, 35.
18 Tezcan, 2007b: 92.
3096
oğlu ve halefi Pharnakes, gerekse “Büyük” lakaplı Armenia kralı Tigran ve bazı
Gürcü hükümdarları, paralarının arka yüzlerinde, İrani kültürün ve Ahura-Mazda
dininin bir özelliği olarak ay ve güneş motiflerine yer vermişler, bunu çıkardıkları
hemen bütün paralarında kullanmışlardır.19 Ay ve güneş ile VI. Mithradates o
kadar özdeşleşmiştir ki ay ve güneş (veya “yıldız”) motifinin VI. Mithradates’in
sembolü olduğu, gerek devletin, gerekse hanedanın da resmî amblemi/sembolü
hâline geldiği sıklıkla söylenmektedir. Bununla beraber, bu motifi ilk olarak
III. Mithradates (MÖ 220-197)’in kullandığı bilinmektedir. Anadolu sahasında
daha önceleri kurulmuş olan devletlerde de ay motifine yer verilmiş olmakla
beraber, Anadolu’da ikisine birlikte ilk rastladığımız hanedan ve devlet, Pontos
Krallığı’dır.20
5. Sasani İmparatorluğu Paralarında “Ay-Yıldız”
MS III. yüzyıl başlarında İran’da kurulan Sasanî İmparatorluğu, III. yüzyıldan
VII. yüzyıla kadar İslam öncesi İran’a altın çağını yaşatmıştır. Bütün İran
platosunun yanı sıra zaman zaman Mısır, Anadolu’nun doğu ve güneydoğusundaki
çoğu bölgeler, Kafkasların güneyindeki geçiş noktaları hep Sasanilerin hâkimiyeti
altında idi. Doğu ve Batı arasında irtibat kurulabilecek bütün geçiş yollarına sahip
olarak, Batı’daki Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu ile zaman zaman barış
içinde, Doğu’da ise göçebe hanedanlarla ittifak hâlinde, bazen de Eftalitlerin ve
Türk (Göktürk) Kağanlığının eşdeğeri bir devlet olarak Doğu-Batı mal ve kültür
geçişini en fazla yansıtan İran hanedanı olmuş, hatta Çin ile bile diplomatik ilişkiler
kurmuştur. Perslerden İslam hanedanlarına ve Bizans’a geçen birçok özellik
(devlet teşkilatı, bürokratik yapı, millet ve adalet anlayışı, unvanlar, hükümdarlık
sembolleri, takvimler, yazı, devlet-din ilişkileri, sanat üslupları, yapı tarzları…)
de Sasanilerin bu 400 yıllık saltanatı aracılığıyla olmuştur.21 Onların ipek böceği
ve ipek ticareti ile tanışmaları, Bizans’dan daha önce olmuş ve kendileri ipek
üretimine geçmişlerdi. Roma’nın geliştirdiği cam işlerini ticaret vasıtasıyla alıp
Doğu’ya aktarmışlardı.22
Sasaniler, sahip oldukları bu üstün özelliklerini çıkardıkları paralarında,
mühürlerinde, duvar resimlerinde, kitabelerde ve eğitim-öğretim kurumlarında
da göstermişlerdir. Hükümdarların bazıları, para ve mühürlerinde ay ve güneş/
yıldız motiflerine sıklıkla yer vermişler (Resim 4, bkz.: s. 3159), aynı motifler,
hükümdarların taçları üzerinde bir hükümdarlık sembolü olarak ortaya çıkmıştır
(Resim 5, bkz.: s. 3159). Hatta bu motif, zaman zaman tipik beş köşeli yıldız
şeklinde de gözükmektedir (Resim 6-7, bkz.: s. 3160).23 Ancak, yıldız motifleri
19 Tezcan, 2007b: 106.
20 Bu konuda Bkz.: Tezcan, 2007b: 106. 21 Bunlardan bazıları hakkında Bkz.: Gignoux, 1996: 133-135. 22 Gignoux, 1996: 136.
23 Peroz (457/459-484) ve oğlu I. Kavad (484/488-497, 499-531)’ın sikkelerindeki ay, yıldız ve ayyıldız
motifleri münasebetiyle Bkz.: Cutis, 1999: 310-313.
3097
yanı sıra güneş sembolüne de yer verildiğini görüyoruz. Sasanilerin bu tür tesirleri,
İran araştırıcılarına göre, daha çok Kuşanlar, Kidara Kuşanlar ve Eftalitler
üzerinde belirgindir. Sasani paraları üzerindeki bu ay ve yıldız motifi, Emevi
devrinde değiştirilmiş, Abbasiler zamanında ise tamamen ortadan kaldırılmıştır.24
6. Kuşan İmparatorluğu Paralarında “Ay-Yıldız”
MÖ II. yy. ortalarına doğru Bactria/Toharistan bölgesindeki Hellenistik Grek
Krallığı’nı yıkarak yerine kurulan Kuşan İmparatorluğu’nu kuranların etnik
hüviyetleri hakkında farklı görüşler vardır; bazıları onları, Çin kaynaklarının
verdikleri bilgilere binaen Çin’in kuzeybatısındaki Yuezhi’larla irtibatlandırırken,
diğer bir grup araştırıcı ise bunlarda, Batı Türkistan sahasında eskiden beri yaşayan
göçebe grupların oluşturdukları 5’li bir koalisyonun başına Doğudan gelen yeni
bir idareci sülalenin geçmesi ile MS I. yüzyılda meydana gelmiş ve muhtemelen
Sakaların ağırlık kazandığı göçebe bir hanedan görür.25 Bu yeni yapıda Doğunun
göçebe geleneğinin yanı sıra Batı Türkistan ve İrani kavimlerin yarı göçebe ve
yerleşik medeniyet hususiyetlerini görmek mümkündür. İmparatorluğun hâkim
olduğu sahalar, Doğu-Batı İpekyollarının ana güzergâhının geçmekte olduğu Batı
Türkistan, Afganistan ve Kuzey Hindistan bölgesi, muhtemelen de kısmen Doğu
Türkistan’ın batısındaki bazı yerlerden ibaretti. Bu bölge, Doğu, Batı ve Güney
kültürlerinin, dinlerinin karışıp kaynaşma, aynı zamanda da birbirlerini etkileme
sahası idi. Binaenaleyh, etnik yapıdaki karma özellik onların devlet yapısına,
kültürüne, dil, alfabe, yazı, din gibi temel hususiyetlerine de yansıyacaktı.
Bilhassa MS II. yüzyıldan III. yüzyıla kadar Kuşanlar, Avrasya’daki 4 büyük
imparatorluktan biri idiler: Çin’de Han Hanedanı, İran’da Parthlar, Batıda
Roma, onların hepsi ile irtibatta olan ve ticaret yolları üzerinde bulunan Kuşan
İmparatorluğu.26
MS III. yüzyılın ilk yarısından V. yy. ortalarına kadar olan devreye ilim âleminde
“Sonraki Kuşanlar” ismi verilmektedir. III. yüzyılın ikinci çeyreğindeki Sasanî
seferleri neticesinde zayıflayan Kuşam İmparatorluğu, bir yandan güneydeki
topraklarının bir kısmını kaybederken diğer yandan da Sasanilerin doğrudan
siyasi himayesi altına girdi, dolayısıyla Kuşanlar üzerindeki İran etkileri daha
da arttı. Bu tesiri, III. yüzyıldan itibaren “Kuşano-Sasani” tabir edilen Kuşan
paralarında ve müteakip Kidara Kuşanlarda açık olarak görmek mümkündür. IV.
yüzyılın ortalarından itibaren ise eski Kuşan sahasında artık Akhun, Alhun, Kionit
ve Kidara isimleri altında gözüken muhtelif göçebe kavimler görülmektedir.
Kuşanların elde bulundurdukları Soğdiana, Maveraünnehir, Bactria bölgeleri
asıl olarak Sasanilerin kültürel tesiri altında idi; Kuşan İmparatorluğu da buralarda
24 Kurtoğlu, 1992: 45.
25 Kuşanların etnik hüviyeti ve bu konudaki görüşler hakkında Bkz.: Tezcan, 2002: 254-264; Tezcan,
2004: 160-161; Tezcan, 2006: 9-10.
26 Frye, 1996b: 456.
3098
temellenmişti, ama ağırlık noktası Bactria ve Sogdiana bölgesi idi. İmparatorluğun
en önemli gelir kaynağını ticaret oluşturmakta idi; uzun mesafeli bu ticarette,
güneyden gelen Hindlilerin yanı sıra kuzeyden gelen Soğdlular da önemli rol
oynuyorlardı. Bu konuda yazılı kaynaklar yoksa da Kuzey Hindistan’daki
vadilerde tüccar kolonileri tarafından bırakıldığı tahmin edilen kaya kitabeleri
bunu göstermektedir.27 Ticaret sayesinde oldukça zenginleşen, tüccarlara iyi
davranarak mahalli idareleri ve şehirleri tahrip etmeden onları bir üst idareci
olarak yöneten Kuşanlar, tüccarlar sayesinde gerek çevre kültürlerden, gerekse
bilhassa komşu Sasanilerden dinî, lisanî ve devlet yönetimine ait bazı özellikler
ve unvanlar ile sanat üslupları ve motifler almışlardır. Onların bizce en önemli
özelliklerinden biri, başlangıçta göçebe bir kabile ve devlet iken, içerisine girdiği
medenî coğrafyaya çok kısa bir zamanda uyum sağlayarak komşu kavim ve
devletlerden medenî dünyanın ihtiyaçlarını nasıl aldığı ve bu kültürel özellikleri
kendisinden sonraki göçebe gruplara nasıl aktardığıdır.
Kuşanlar sahasında, İran’ın Ahura-Mazda dininin mahallî şekilleri sayılabilecek
olan İrani inanç sistemlerinin yanı sıra Budizm ve Şivaizm de oldukça yaygındı.
Kuşan devri eserlerinde, Mithra veya Surya’ya atfedilen güneş kültü görülür.
28
Kuşanlar, Roma, Grek ve İran kültürleri tesirlerini de gösteren çok miktarda
para bastırmışlardır ki Vima Kadphises devrinde tedavüle çıkan altın paralar
bilhassa önemlidir. Sasaniler dönemine ait para, mühür ve madalyonlar üzerinde
olduğunu söylediğimiz ay ve yıldız gibi motifler Kuşan hükümdarlarının
paralarında da görülür. Kuşanlardaki Ay ve Güneş motifleri, genellikle mabudların
ve hükümdarların sembolleri olarak kullanılmakta idi.29 Kuşan sikkelerinde
sıklıkla görülen tamga’lardaki bazı şekilleri (Resim 8-9, bkz.: s. 3099) bir kısım
araştırıcılar ay, güneş veya yıldız şeklinde yorumlamışlardır. İran kültürü ve Yakın
Doğu tesirlerinin Orta-Asya kültürlerine bir yansıması olarak, tıpkı Sasanilerde
olduğu gibi, Kuşanlarda da Ay/Hilal tasviri hükümdarların taclarında (Resim 10,
bkz.: s. 3100), uçları yukarıya dönük olarak, bazan da içinde üç yuvarlak/daire
olacak şekilde resmedilmiştir (Resim 11, bkz.: s. 3161). Güneş motifi ise yine
hilal içerisinde noktasız bir daire şeklindedir.30
27 Frye, 1996b: 459.
28 Frye, 1996b: 460.
29 Esin, 1972: 338.
30 Bkz: Esin, 1972: 323, Lev. I/9, 11.”
3099
Resim 8
Resim 9
3100
Resim 10
7. Hun/Alxon paralarında “Ay-Yıldız” Motifi
Kuşanlardan sonra bölgeye hâkim olan ve “Hun”, daha sonra ise “Türk”
olarak kabul edilen sülaleler (Akhun, Alhon, Ihşidîler, Buhar-hudatlar, Tigin-
şâhîler, Türk-şâhîler vs.), genellikle kendilerini Kuşanlara mensup addettikleri,
onların devamı gördükleri için paralarında hep onların motiflerini kullanmışlardır.
Kuşanlardan sonra bölgeye hâkim olarak İran içlerine kadar zaman zaman
akınlarda bulunan ve komşu kavimler tarafından Huna, Kionit, Akhun veya Alxon
denilen Hunlar, paralarında daha önceki Kuşan, coğrafi yaınlık sebebiyle de İran
tesirlerini yansıtmaktadırlar.
R. Göbl, paraları üzerinde “Alhon” olarak okuduğu bir sülalenin İran Hunları
olduklarını söylüyorsa da tigin ve yabgu gibi unvanlar o devirde yüksek rütbeli
kimselere, tigin ise sadece kağan sülalesi mensuplarına verildiği için, bunların
Hun ve Türk soyundan kabul edilmeleri daha doğrudur.31 Bunların sikkelerinde
Hilal veya Boynuz olarak görülebilecek motifler,32 sonraki dönemlerde Yay ve Ok
olarak izah edilen, ancak E. Esin tarafından bu münasebetle “kün-ay” şeklinde
yorumlanan, Alxonlara özgü bir tamga da sıklıkla kullanılmaktadır (Resim 12, ,
bkz.: s. 3161).33 Sonraki dönemlere ait sülalelerin motifleri ise, R. Göbl’ün “Nspk
Kralları”na ait olarak isimlendirdiği çok mikdarda sikkelerde açık bir Sasani
31 Esin, 1972: 343; Esin 1987: 211.
32 Esin, 1987: 208, 215 (Lev. I/b).
33 Göbl, 1967: III/Taf. 14-42.
3101
tesiri altında, hükümdarların taçları üzerinde ay/hilal ve içinde güneş veya artık
Türk ay-yıldızı şeklinde, yani beş köşeli olarak karşımıza çıkacaktır (Resim 13,
bkz.: s. 3162).
8. Kidara Kuşanlarda “Ay-Yıldız” Motifi
Kuşanların Sasani hâkimiyeti altına girmesinden Eftalitlerin bölgeye gelişlerine
kadar, yani III. yüzyılın ilk yarısından 450 yıllarına kadar olan döneme damgasını
vuran “Sonraki Kuşanlar” devri34 içerisinde ele alınan “Kidara Kuşanlar”
dönemi, tahminen 430-477 (Grenet’ye göre 420-467) tarihleri arasını ihtiva
etmektedir.35 Kuşanların kuzeydeki toprakları yeni gelen ve Kionitae ve Huna
gibi isimlerle anılan göçebe gruplar tarafından istila edildi, bunların başına Kidara
(Qidolo) isimli birinin geçmesi ve çıkardığı paralarda “Kidr” unvanını kullanması
sebebiyle bu yeni sülaleye “Kidaritler” denmektedir. Bu durumda, bazı bilginlere
göre, Kionitler ve/veya Hunalar, yeni gelen kavim ve toplulukların adı, Kidaritler
ise hâkim sülalenin adıdır.36 Kidaritler de eski Kuşan topraklarının bir bölümü
üzerinde hüküm sürmüşlerdi.
MS V. yy. başlarında Kuşanlara halef olan Kidara Kuşanların paralarında bu
motif daha açık ve paraların dört köşesinde yer alacak şekilde karşımıza çıkar;
paralar son derece süslüdür, Sasani tesiri de oldukça barizdir (Resim 14-15, bkz.:
s. 3162-3163).
9. Eftalit Devleti Paralarında “Ay-Yıldız” Motifi
V. yüzyılda bölgeye gelerek İran’ın doğusundan Doğu Türkistan’a,
Soğdiana’dan Kuzey Hindistan’a kadar oldukça geniş bir araziye hâkim olan
Eftalit Devleti, Çin kaynaklarında Yeda veya Yenda şeklinde karşımıza çıkar.
Bunlar, bir önceki çeşitli Hun zümrelerini itaat altına alarak V. yüzyılın
ikinci yarısından itibaren İpekyollarının tam karışma-kaynaşma noktaları olan
Mevaraünnehir ve Kuzey Hindistan bölgelerinin yanı sıra Doğu Türkistan’ın da
büyük bir kısmını ele geçirmişler, bu sayede ticarette oldukça söz sahibi olmuşlardı.
Bu yüzden, hâliyle Batıdaki Sasanilerle, Doığudaki Rouran/Juan-juan’larla, daha
sonra ise Türk Kağanlığı ile münasebet içinde idiler.
560’lı yıllara doğru bir yandan Türk Kağanlığı’nın darbeleri altında
zayıflayarak Doğudaki topraklarını kaybeden, diğer yandan Batı’daki Sasaniler
tarafından toprakları paylaşılan Eftalit hükümdarlarının bazılarının paralarında da
İrani kültürün bir etkisi olarak ay/hilal ve yıldız motifleri görülür. Hatta bunların
birçoğu, Sasanilerin paralarındakiler gibi dört köşesinde de ay-yıldız sembolü
taşımaktadır (Resim 16-17, bkz.: s. 3163-3164).
34 Bu devir hakkında Bkz.: Tezcan, 2006: 17-18. 35 Tezcan, 2007a: 4-5.
36 Tezcan, 2007a: 2.
3102
10. Türk Sülalelerinde Para ve “Ay-Yıldız” Motifi
1. ve 2. ve Türk Kağanlıkları Dönemlerinden itibaren Eski Türkler de madenî
veya kâğıt paralar kullanmışlardır. Bu paralar, gerek şekil, gerekse üzerlerindeki
işaretler ve yazılar itibariyle genellikle ya Çin veya İran/Soğd gibi komşularının
etkisini taşır, ya da bazan üzerlerinde kendilerine has, “runik” dediğimiz harf ve
tamgalar bulundururlar. Göktürk, Türgiş ve Uygur Kağanlıkları dönemi ile Batı
Türkistan ve Toharistan Türk yabgulukları, sülaleleri dönemlerine ait paralar ve
üzerlerindeki semboller hakkında gerek yurtdışında, gerekse Türkiye’de bazı
çalışmalar yapılmış olduğundan,37 burada kısaca bazı örnekler verilecek ve sadece
İran/Soğd tesiri üzerinde durulacaktır.
10.1. Türk Kağanlığı Paralarında
Türk Kağanlığı dönemine ait paralar genellikle ya Çin usulünce (wushi tipi),
ya da İran geleneğine göre hazırlanmıştır ve üzerindeki yazılar da Çin, Türk
“runik” tipi veya Soğd harfleriyle ve Soğdcadır. Fakat bu paralar üzerinde, Türk
damgalarında rastlandığı şekilde38 zaman zaman ay ve yıldız motiflerine (kün-ay)
rastlanmaktadır (Resim 18-21, bkz.: s. 3164-3166).39
10.2. Türgiş Kağanlığı Paralarında
Türk paralarındaki özellik Türgiş paralarında da gözükür. Çin parası tipinde
olan (Resim 22, bkz.: s. 3166) bu sikkelerin üzerinde “tigin”, “dis’çy bogy”, “Bogy
Türgiş kagan” veya “Türgiş kagan pny” (Türgiş kağanının parası) ibaresi vardır.
F. Thierry’nin 737-748 arasına tarihlediği paralar üzerinde ay/hilal motifinin yanı
sıra Çin ve Türk harflerini andırır şekilde “Türgiş tamgası” denilen özel bir işarete/
tamga’lara da rastlanmaktadır (Resim 23, bkz.: s.3102).40
Resim 23
37 Esin, 1972; Sertkaya-Alimov, 2006; Babayarov, 2007a; Babayar, 2007b.
38 Bkz.: Esin, 1972: 331, Lev. VII.A/12a ve 14b.
39 Babayarov, 2007a: 10, 12, 14, 41; Babayar, 2007b: 66 (Bu sikkelerin resimlerini ve bizzat eserlerini
bana temin eden yazara müteşekkirim).
40 http://www.sogdcoins. narod.ru/english/semirechie/coins. html; Esin, 1972: 332, Lev. V.A/5.
Ayrıca Bkz.: Thierry, 2002: 753-758, fig. 4-8.
3103
Thierry’nin yayınladığı ve üzerlerinde ay-yıldız veya ay ile güneş motifleri
bulunan Sasani paralarında (Peroz), tıpkı Türgiş sikkelerinde görmeğe alıştığımız
işaret ve ifadelere de rastlanmaktadır (Resim 24-25, bkz.: s. 3167 )41 ki bunlar,
Sasanilerin, Maveraünnehir bölgesinde hâkimiyet kuran sonraki Türk devlet ve
hanedanlarını ne kadar etkilemiş olduklarını da göstermektedir.
10.3. Tigin-şâhî/Türk-Şahi Sülalesi Paralarında
Kendilerini “Kuşan” soyundan ve Türk olarak kabul eden, sikkelerinde “tigin”
ve şâhî” unvanlarını kullandıkları için Tigin-şâhî (veya Kabul-şâhî) veya Türk-
şâhî diye isimlendirilen sülaleler, Türk Kağanlığı ve bunun Batı Türkistan ve
Afganistan temsilcileridir. Tigin-şâhîler Belh ve çevresinde, Türk-şâhîler ise Kabil
çevresinde hüküm sürmüşlerdi.42 Tigin-şâhîlere mensup ve 760’lara tarihlenen
bir Yel-Tigin’in parası tipik bir Türk ay-yıldız motifi taşıdığı gibi,43 630 veya
650 tarihlerinden itibaren haklarında bilgi sahibi olunabilen Türk-şahi sülalesi
mensuplarının paralarında da “ay-yıldız” motifi görülmektedir.
10.4. Uygurlarda
Daha sonraki Uygur Kağanlığı döneminde 763 yılında Maniheizmin kabulü
ile ay motifi daha da önem kazandı. Öyle ki Uygur hükümdar unvanları arasına
önceki “kün” unvanının yanı sırai “ay” motifi de girdi; “kün-ay tengri” unvanı
bile sıkça kullanılmaya başladı.44 Uygur Kağanlık dönemine ait paralar yine
Türk veya Çin ve Soğd harfleriyle ve Çin kaiyuan tongbao sikkeleri tipindedir.
Ama Uygurlar, ancak Bokuk Kağan döneminde (795-805) ilk millî bakır sikkeyi
kullanmışlardır.45
“Ay-yıldız” motifi, Uygurların Kağanlık dönemi sonrası Doğu Türkistan’da
bulunmuş hukuk metinlerinde beş köşeli olarak yer almaktadır (Resim 26, bkz.:
s. 3104).
Bu bakımdan, gerek Eski Çağ, gerekse Orta Çağ Türk Tarihi ve kültürü, dili,
dini gibi meselelerin daha iyi araştırılabilmesi için bilhassa “Orta Persçe” tabir
edilen İran metinlerinin çok iyi incelenmesi gerekmektedir.
41 Thierry, 1999: 331-333, 349/11-14; Thierry, 2002: 755, 759, fig. 9, 17-18. Resim 43’teki sikkeler,
yayıncılar tarafından yanlış olarak Türgiş ve Uygur sikkeleri şeklinde yazılmıştır.
42 Esin, 1987: 205-206.
43 Göbl, 1967: IV, Taf. 77-285/1-6, Taf. 78-286/2-5; Esin, 1972: 342-347, Lev. VII.B/1a-1d.
44 Bkz.: Esin, 1972: 337.
45 Thierry, 2002: 760. Bazı Japon araştırıcılar ise bunu yanlış olarak Mouyu Hakan’a (Tengri Hakan,
769-780) atfetmektedirler.
3104
Resim 26
11. İran Araştırmaları ve Türk Kültürü Açısından Önemi
İran araştırmaları, paraların Türk kültürüne etkisi dışında, aşağıdaki bazı
konularda da oldukça önemlidir ki bunlar: “Çifte Krallık” tabir edilen müessese,
Türk devletlerinde hükümdarların unvanlarında genellikle kullanılan Beg, Tigin,
Yabgu, Şad gibi unvanlar meselesi, ayrıca, bazı tarihçilerce İran/Mazdaizm etkisine
bağlanan Ölü Yakma Geleneği şeklinde özetlenebilir. Hatta bunlara, Türklerdeki
Kut anlayışı ile Eski İranlıların xvarena anlayışı arasındaki benzerlikler de dâhil
edilebilir.46
11.1. “Çifte Krallık” Meselesi
Gerek Eski çağ’da, gerekse erken Orta Çağda Ön Asya’nın bazı devlet ve
hanedanlarında görülen “taçlı prens” veya “çifte krallık” müessesesinin İran
menşeli olduğu sıklıkla ifade edilmiştir. Hatta Türk devletlerindeki ikili yapının47
İran kaynaklı olduğunu, İran’a yakın olan ve onların kültürel tesiri altında fazla
46 Türk kültüründeki bu gibi genel tesirler hakkında mesela Bkz.: Tezcan, 2007c: 171-178. Kut –
xvarena ilişkisi için ise Bkz.: Tezcan, 2007c: 181-183. 47 Türklerdeki ikili yapı ve özellikleri hakkında Bkz.: Kafesoğlu, 1983: 259-262.
3105
kalmış göçebe ve Türk hanedanlarında genellikle bu tür uygulamalar görüldüğünü
ifade eden araştırmalara da rastlanır. Fakat aslında eski İran’da “çifte krallık” gibi
bir müessese yoktu.48
Bununla beraber, İran kültürünün hâkim olduğu yakın bölgelerde hüküm
sürmeğe başladıktan sonra, göçebe unsurların ağır bastığı Kuşanlar, Göktürkler,
hatta İran kültür tesiri sahasına giren Karadeniz kuzeyi ve Doğu Avrupa’daki
bölgelerde devlet kurmuş olan bazı Türk hanedanlarında ikili idare tarzına
rastlanmaktadır ki bunda İrani bir tesir görülmektedir. Mesela Kuşanlarda İran’daki
Ahemenid (Pers) döneminin etkisinde gelişen ksatrapa (satraplık) geleneğinde,
mahâksatrapa ve ksatrapa, askerî işlerle ilgilenen mahâdandanâyaka (büyük
general) ve dandanâyaka unvanlarının bulunduğu bilinmektedir.
Bilindiği üzere Asya Hunları’nda başlangıçta Doğu-Batı veya Kuzey-Güney
şeklinde ikili bir ayırım yoktu, devlet zayıfladıktan ve ikiye ayrıldıktan sonradır ki
böyle bir yapı görülmektedir. Hâlbuki İran ve Batı tesirlerinin artmağa başladığı
(Gök) Türklerde daha baştan beri ikili bir yapı sezilmektedir. Fakat burada da yine
bir üst yönetici, yani tâbi kaganın yanı sıra bir metbû kagan her zaman kendisini
göstermektedir. İran tesirlerinin kısmen hissedildiği Avrupa Hunları ve Avarlarda
da ikili yapıya benzer özellikler üzerinde gerek Batıda, gerekse Türkiye’deki
araştırmalarda zaten vaktiyle durulmuştu.49
11.2. Unvanlar
Şâhenşâh/Sultânü’s-Selâtîn: Krallar Kralı: Persler (Ahamenidler)’deki bu
unvanın Medlerden geçtiği,50 Persler vasıtasıyla daha doğudaki göçebe menşeli
devletlerde de yayıldığı tahmin edilmektedir. Pers hükümdarı Darius’un Behistun/
Bisutun kayalıklarındaki kitabesinde Darius’un unvanları, metnin hemen başında
“Büyük Kral, Krallar Kralı, …” şekillerinde zikredilmektedir.51 Ancak, bu
“krallar kralı” unvanının çok daha eski Yakın Doğu devletlerinde de kullanıldığı
biliniyor. Frye’a göre, “krallar kralı” unvanı, bu Eski Yakın Doğu devletleri ile
Aryanilerin krallık anlayışlarının Persler döneminde prensipleri belirlenerek
yeniden ortaya konmuş ve bazı değişme ve ilavelerle günümüze kadar devam
etmiştir.52 Parth/Arşak hanedanı yoluyla geçtiği Kuşanlarda İran/Baktria diliyle
şaonano şao, Grekçe Basieus Basileon, Hint diliyle ise râjatirâja (krallar kralı)
şekilleriyle gözüken bu unvan, başlangıçta ilk hükümdar Kujula Kadphises’in
unvanları arasında bile mahârâja râjatirâja (büyük kral, krallar kralı) olarak da
gözüküyordu;53 bu unvanlar Maveraünnehir ve civar yerlerde, yani İran tesirindeki
diğer bölgelerde sonraki devletlerde de kullanılmıştır.
48 Frye, 1984: 107.
49 Bu konuda Bkz.: A. Alföldi, “Türklerde Çifte Krallık”, II. Türk Tarih Kurultayı Zabıtları,
İstanbul 1943, s. 507-519; Kafesoğlu, 1983: 262-266.
50 Frye, 1984: 106.
51 Bkz.: Frye, 1984: 363. 52 Frye, 1962: 97.
53 Harmatta vd. 1994: 318, 321, 323.
3106
Tinsioglı (T’ien-tzu: Tanrı’nın/Gök’ün Oğlu): Orhun Türk kitabelerinde
sadece bir yerde tinsioglı şeklinde ve Çince t’ien-tzu kelimesinin bozuk şekli
olarak Türkçede kullanılan bu unvanın, Çinceden geçtiği açıktır. Ancak Baktria
dilindeki kitabelerde bagopouro veya bagopooro şekillerinde de gözükmektedir.54
Çin’in batısındaki Kansu bölgesinden Batıya geçen Yuezhi’lar vasıtasıyla
Hint kıtasındaki Kuşanlarda bu ismin Sanskritçe versiyonu diyebileceğimiz
“devaputra” (Tanrı’nın/Gök’ün Oğlu) şekli, diğer unvanlarla beraber mesela II.
Kanişka’nın sikkelerinde görülmektedir.55
Beg: (Gök) Türk abidelerinde “Beg” şekliyle Türkçe bir kelime olarak
karşımıza çıkan beg, en eski Türkçe kelimelerden ve aynı zamanda unvanlardan
biridir. Türkçe metinlerde ilk olarak, Türkçe Turfan metinlerinden kâğıt üzerine
(Gök) Türk alfabesiyle yazılmış iki dildeki (Türkçe ve Orta Persçe/Farsça) Toyok
metinlerinde ve Talas kitabelerinde geçmektedir. İlk defa Von le Coq tarafından
1909 yılında yayınlanan Toyok metinlerinde ilgili bölüm şu şekildedir: “… yaruk
ay tengrike alkışta öngreki abroşan manastar girza yişo ormazd bag…” (“…
Yesus Ormazt Allah…”).56 Talas metinlerinde ise Beg Çur şekliyle ve bir unvan
(birleşik “iki rütbe adı”) olarak görülmektedir.57 Türkçe metinlerde görülen bu Beg
unvanının menşe itibariyle Türkçe olduğu değişik araştırıcılar tarafından da ileri
sürülmüş olmakla beraber,58 bu konuda tam bir mutabakat olduğu fikrinde değiliz.
Mesela, Türkçe bag/beg kelimesini kabul edilenin aksine bir Altay menşeine değil
de “sahip, tanrı” anlamıyla Eski ve Orta Pers dillerindeki baga- kelimesine59 veya
“kabile lideri, bir eyaletin başı, yönetim tarafından verilen onur unvanı, üçüncü
dereceden prens (unvanı)”, “en büyük/yaşlı kardeş/ağabey, hükümdar”, “100
kişinin başı” anlamlarında Eski Çince bo (sonu kapalı olarak: pak/bak/bek)60
sözüne bağlayan eski ve yeni araştırıcılar vardır.61
54 Bu unvan, Parth dilindeki bagpuhr’dan Arapçalaşmış olarak Fağfûr (artık Kaysar anlamında),
Grekçe olarak ise Parth sikkelerinde Theopator (Tanrı’nın Oğlu) şekillerinde de ortaya çıkmaktadır.
Bkz.: Davary, 1982: 173. 55 Harmatta vd. 1994: 325.
56 Orkun, 1986: 368.
57 Orkun, 1986: 327, 332.
58 S. M. Arsal bunun Türkçe bekle- fiilinden gelen Bek kökünün yumuşatılmış hali olduğunu
söylemiştir. A. Donuk ise sadece bu konudaki görüşlere yer verdiği gibi, Türkçe, Moğolca ve
Farsça metinlerde geçen Baga ile Beg unvanlarını iki ayrı unvan olarak ele almıştır. Bkz.: Donuk
1988: 4-8.
59 G. Doerfer, Türkçe beg kelimesinin, “tanrı” anlamındaki İran dilinden baga- kelimesine dayandığı
ve bunun da MS V. yüzyıla ait Orta Asya kabile isimleri ile desteklendiğini belirterek, Eski Pers
ve Orta Pers dillerinden bu baga- (tanrı) ile alakalı birçok örnek vermiştir.. Bkz.: Doerfer, 1965:
II/402-403.
60 Çince boke: Türkçe bek unvanı. Bkz.: Oşanin, 1983: 2/2664. 61 Bkz.: Doerfer 1965: II/404. G. Clauson, H. Giles’a dayanarak, gerek Türkçede, gerekse Çincedeki
anlamlarının benzer olmasına bakarak, bu kelimenin Eski Çince po (pak) kelimesinden ödünçleme
olduğunun neredeyse kesinlik kazandığını belirtmiştir (Clauson, 1972: 322). Altheim, Asya Hun
(Xiongnu) shanyu’sü Maodun’un isminde gözüken ve Altay menşeli muhtemel bir begtun veya
3107
Daha eski metinlerde beg kelimesi, ilk olarak Eski Pers metinlerinden itibaren
görülmekte olup, önce muhtemelen “bago/baga-” şekliyle hem “tanrı/ilah”
hem de “sahip, hükümdar” anlamında idi;62 Kuşanlarda ve arkadan gelen diğer
göçebe menşeli hanedanlarda (mesela Kidaritlerde),63 bu arada Eftalitlerde64 de
kullanılmış, daha sonra komşu göçebe devletlere, oradan da Türk devletlerine
geçmiştir. Fakat Türk devletlerinde, “ilah” anlamında değil, artık “sahip,
hükümdar” anlamında kullanılmaya başlanmıştır. Sasani Devleti hükümdarları da
bu kelimeyi hâkimiyetlerinin ilâhî menşeli olduğunu ifade edecek bir isim olarak
kullanmışlardı.65 Eski Pers dilindeki bago/baga- kelimesinin Türkçeye doğrudan,
İran değil daha çok Soğdlular vasıtasıyla ve muhtemelen Milat’tan Önce’ki
dönemlerde geçtiği düşünülebilir.66
Yabgu: İran menşeli olduğu tahmin edilen bu kelime,67 genellikle Batı
Türkistan’da yani İran kültürüne yakın olan coğrafyada devlet kurmuş Türk
ve göçebe hanedanlarda daha çok görülmektedir. Asya Hunları’nın MÖ II.
yüzyılın ilk yarısında batıya sürdükleri Yuezhi’ların Batı Türkistan ve Kuzey
Hint coğrafyasına göçerek orada “İrano-Hint” tesirinde bir Kuşan İmparatorluğu
kurmalarından itibaren Hunlarda da yabgu (Çince shehu, xihou, yehu: Eski
bogtun (“Fürstensippe”) münasebetiyle buna temas etmiş (Altheim 1959: 23-24), ancak Eski
Türkçe Bag veya Beg kelimesinin ise “açıklandığı üzere, Eski İran dilindeki baga kelimesine
kadar geri gittiğini” belirtmiştir (Altheim, 1959: 214-215). H. W. Bailey, Türklerin bu kelimeyi
Brahmi yazılı olarak önce bhek şeklinde aldıkları düşüncesindedir. L. Bazin ve H. Bowen, Altay
menşei görüşünü reddederek bunun Eski İran dilindeki baga (tanrı/tanrılar) kelimesinden türediğini
belirtmişlerdir (“Beg/Bey” md, EI2
).Yeni araştırıcılardan N. Sims-Williams ise Avesta metinlerinde
Gatha’larda “tanrı” anlamında sadece bir defa geçen baga kelimesinin Türkçeye beg şeklinde
geçmiş olmasının “oldukça cezbedici olmakla beraber kesin olmadığı” görüşündedir. Bu kelime
Orta Pers dillerinde ve sonraki dönem Türkçe unvanlarda çokluk şekli olarak bagân/ba’ân ve bayân
şekillerinde bir hürmet ifadesi, hitap şekli olarak da görülmektedir. Aslında hususî bir tanrıyı, yani
Ahura-Mazda, Mithra veya Varuna’yı ifade etmek üzere kullanılmakta idi; muhtemel bir bagadata
[Tanrı (tarafından) verilmiş] sıfatıyla bütün İran dünyasında her yerde ve aynı Tanrı’yı ifade
eder şekilde zaman zaman kullanılmış, hatta şahıs ismi ve yer adı olarak verilmişti (bugünkü
Bağdad ismi de bazı araştırıcılara göre, Baga-dâta-/Bag-dâd: “Tanrı tarafından verilmiş/kurulmuş”
anlamında verilmiş bir isimdir). P. Jackson ise menşei hâlâ tartışmalı olan Beg kelimesinin Türkçe
berk veya Moğolca berke ile bir alâkasının olmadığını ifade etmektedir. Bu konularda genel olarak
Bkz.: http://www.iranica.com/newsite/ 62 Bkz.: Ögel, 1971: 365-366; Harmatta vd. 1994: 328 (“Oaxso i iogo bago: Oaxso biricik Tanrıdır”);
Harmatta 1994: 404. Frye, Behistun/Bisutun kelimesinin de Eski Persçe muhtemel bir Baga-stâna
(Tanrı (Ahura-Mazda?)’nın Yeri) kelimesinden türemiş olma ihtimali üzerinde durmaktadır. Bkz.:
Frye 1962: 88; Bailey, “Baga” .
63 Davary, 1982: 171-173 (“Gott, Herr”: Tanrı, Sahip): bago şao, bago kidaro, sri bago, bagopouro
(“Tanrı’nın oğlu”); Zeimal 1996: 130 (Bactria dilinde “Bago Kidara Vazurka Koşano Şao”).
Davary, bu kelimenin Avesta ve Eski Persçe’deki baga ile olan irtibatına da temas etmektedir. Bkz.:
Davary, 1982: 172 (bago- < aw. baga, ap. baga, mp. bg, sogd. bg).
64 Litvinsky, 1996: 135 (bogo: sahip, hükümdar). 65 Bazin-Bowen, “Beg/Bey”, EI2
. 66 Ögel, 1971: 365-366.
67 İlk örnekler ve yabgu unvanın menşei hakkındaki muhtelif görüşler için Bkz.: Donuk 1988: 56-62.
3108
Çince yepguk) unvanı, bu “İrano-Kuşano-Hint” kültürü ve devlet yönetimi
anlayışı çerçevesinde görülmeğe başlamış ve bütün Hun İmparatorluğunda
yaygınlaşmış, Orta Asya’daki “İrano-Soğd kültürü”ne mensup olan hanedanlarda
da kullanılmıştır. Ögel’in tabiriyle bu, İran kültüründen Türklere geçmiş, “İranoTurcica”
denilebilecek müşterek bir unvandır.68 Önce Kuşanlarda (yavuga),
daha sonra, Hun, Huna’lar (yavukha/yavuvla), Türk Kağanlıkları,69 Türgişler,
Karluklar, Uygurlar, Doğu Türkistan’daki bazı şehir devletlerinin (Hotan, Kuça,
Karaşahr) kralları, Toharistan yabguları (yyp/yeb = yabgu),70 daha sonra da İslâmî
Türk devletlerinde kullanılmakta idi. Öyle anlaşılıyor ki Türklerin daha çok Batı
bölgelerinde, İran ve Soğd kültürüne yakın bölgelerinde bu gibi İran menşeli
unvanlar daha sıklıkla kullanılmakta idi.
Şad: İran’da bilhassa İslâmî dönemde kullanılan şah unvanının Türklerdeki
karşılığı şad’dır; eski İran ve Ön-Asya devletlerindeki “Kral”, “Büyük Kral”,
“Krallar Kralı” unvanlarının İran’daki devamı niteliğinde olup Saka (şao) ve
Soğd (‘gşyd > ihşid) metinlerinde de kullanılmaktadır.71 Kelimenin Avesta’daki
xşaeta, Eski Persçe xşayathiya-, Orta Persçe muhtemel bir xşâth şekli üzerinde
de durulmuştur.72 Sakalardan sonraki göçebe gelenekten gelen hanedanlardan,
ilk olarak Kuşanlarda (şao, şaonano şao), Kuşan-Sasani sikkelerinde (şahano
şaho (şahanşah)); Kidaritler ile Eftalitlerde ise diğer unvanların yanı sırai şao
ve şâhî (Şri Şâhi Kidâra, Kidâra Kuşâna Şâhi; Şri Şâhi Khingala Odya(tya)
na-Şâhi) unvanlarına rastlanmaktadır.73 Şad kelimesinin bu haliyle ilk menşei
hakkında bilgi yoksa da, İran menşeli olma ihtimalinin yüksek olduğu konusunda
araştırıcıların çoğu fikir birliği içerisindedirler. Ancak Türkçe menşe ile fazla bir
ilgisinin de olmaması gerekir.74
Türk Kağanlığı ve Türgişler döneminde şad olarak karşımıza çıkan unvan,
daha sonra diğer Türk hanedanlarına geçmiştir. Türk Kağanlığı’nın 552 yılında
kurulmasından çok önce Bumın Kağan’ın ataları döneminde bile Türkler arasında
kullanılmakta idi. Bu unvanın Çince şekli sha, shê, bazan da ch’a şeklindedir.
Hindistan’daki Türk Şâhi sülalesinde, yabgu ve tagino unvanları ile birlikte,
isimlerinde de olduğu üzere şâhi unvanı sıklıkla görüldüğü gibi (mesela, VIII.
yüzyılın ilk yarısında Gandhara bölgesinde hüküm süren tegin şâh ve rutbil şâh
68 Ögel, 1971: 365.
69 Devlet daha kurulmadan önce, Bumın Kağan’ın ataları yabgu unvanı ile anılıyorlardı: Da Shehu,
Da Yehu. Mesela, Batı Türk kağanı Tong yabgu Kagan, 619-630; II. Türk Kağanı Tengri Kagan’ın
741’de ölümünden sonra idareyi ele geçiren amcası Kutlug yabgu, bu unvanı taşıyan bazı şahıslardır.
Bunlar ve başka örnekler için Bkz.: Donuk 1988: 56-58. 70 Bkz.: Donuk, 1988: 57-58; Harmatta-Litvinsky, 1996: 370-373. 71 Clauson, 1972: 866.
72 Bkz.: Doerfer, 1967: III/324. Donuk, 1988: 35. 73 Bkz.: Dani-Litvinsky, 1996: 105; Litvinsky, 1996: 135; Zeimal, 1996: 130; Dani vd., 1996: 170. 74 Bkz.: Ögel, 1971: 365.
3109
sülaleleri),75 Hûna’ların paralarında da yabgu ile birlikte (Şahi Yavukha/Şahi
Yavuvla) kullanılır.76
Muhtemelen İrani bir menşeden gelen bu unvanlar listesine, belki Çor, Malkan
Malka (Melikler Meliki: Krallar Kralı) gibi unvanları da eklemek mümkündür.
12. Ölü Yakma Geleneği
Asya Hunları’ndan beri Ortaasya’daki ölü yakma geleneği, başlangıçta
Mazdaizme bağlanmakla beraber, son yapılan araştırmalar, bunun eski İran
dininden ziyade Andronovo ve Taştık kültürü ile alâkalı olduğunu ortaya
koymuştur. Çünkü Eski İranlılar, belli bir dönemden sonra, dinî inançlarından
dolayı77 artık ölülerini yakmaktan vazgeçmişler, onları açık havada teşhir etmeğe,
krallarını ve büyük dinî liderlerini de kaya mezarlarına gömmeğe başlamışlardır.78
Göçebe ve Budizm tesirlerine her zaman açık bulunan Batı Türkistan, Harezm,
Soğd vs. Kuşan bölgelerinde Helenistik dönemden itibaren görülen bazı ölü
yakma geleneklerinin ise Budizm ile irtibatlandırılarak uygulandığı, ama bu
tür uygulamaların İran ve hele hele Mazdaizmin tesiri altında yapıldığı görüşü
arkeolojik ve tarihî bilgilere uymamaktadır.79
Sonuç olarak, İran araştırmaları bizim Türk tarihi ve kültürümüz açısından
oldukça önemlidir. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde M. Ş. Günaltay ile başlayan,
A. Z. V. Togan’ın da önemine işaret ettiği birkaç yazıdan sonra İran araştırmaları
maalesef devam etmemiştir. Bu konuda ilk sayılabilecek araştırma, B. Ögel
tarafından yapılmıştır. E. Esin’in bazı makaleleri de bunun ne kadar önemli
olduğunu vurgulamakla beraber, bu konuda bir müessesenin (İranistik, İranoloji)
olmaması, İran araştırmaları denince daha çok mevcut Fars Dili ve Edebiyatı
Bölümlerinin anlaşılması yüzünden bilhassa Eski İran ve Orta İran tarihi ve dili
konularında Türklük araştırmaları da son derece cılız kalmıştır. Bu bakımdan,
bütün Batı devletlerinde ve Rusya’da olduğu gibi bizde de İran araştırmalarına
önem verilmesi, yeni kürsü ve bölümlerin acilen kurulması gerekmektedir. Eğer
bu gerçekleşirse, yazılı bir kültüre çok erken dönemlerden itibaren sahip olan
İran dili ile yazılmış kaynaklar sayesinde Milattan önceki dönemlerden itibaren
Doğu’dan Batı’ya gelen göçebe kavimlerin ve bu arada Türklerin de tarihi, kültürü
ve dili daha iyi ve sağlam bir şekilde incelenebilecektir; çünkü İran kültürü,
yukarıda açıklamağa çalıştığımız gibi Türkleri maddî ve manevî bakımdan pek
75 Bkz.: Harmatta-Litvinsky, 1996: 375-381, 389. 76 Dani vd., 1996: 171, 175.
77 Mazdaizmin İran’da kabul edilmesinden önce cesetlerin toprağa verilmesi âdetine rastlanmakla
beraber, bu dinin kabulünden sonra, Mazdaizmde dört unsur:(ateş, toprak, hava ve su) kutsal
sayıldığı için, toprağa verme, suya atmanın yanı sırai, ölenler yakıldığında ise ateşin kirleneceğine
inanıldığından, cesetlerin ateşte yakılması büyük günahlardan sayılıyordu. Bu konuda Bkz.:
Tezcan, 2006: 91-92.
78 Bkz.: Tezcan, 2006: 87-94. 79 Grenet, 1984: 213-214; Tezcan, 2006: 94.
3110
çok sahada etkilemiştir. Ancak unutmamak lazımdır ki bu etkileşim karşılıklıdır,
fakat eski dönemlerde göçebe kavimlerin ve Türklerin kendi dillerinde yazmama
alışkanlıkları sebebiyle bu etkileşimin Türk cephesini aydınlatmak problemli
gözüküyor.
KISALTMALAR
Coins, Art, and Chronology - Coins, Art, and Chronology - Coins, Art,
and Chronology. Essays on the pre-Islamic History of the Indo-Iranian
Borderlands, Hazırlayanlar: M. Alram, D. E. Klimburg-Salter, Österreichische
Akademie der Wissenschaften, ph.-hist. Klasse, Denkschriften, 280. Band, Verlag
der ÖAW, Wien 1999 (2. unveränderte Auflage, 2002).
EnIr – Encyclopaedia Iranica.
HCCA – History of Civilizations of Central Asia, Vol. II: The Development
of Sedentary and Nomadic Civilizations: 700 B.C. to A.D. 250, Ed. J. Harmatta,
Unesco Publishing, 1994; Vol. III: The Crossroads of Civilizations: AD. 250 to
750, Ed. B. A. Litvinsky, Multiple History Series, Unesco Publishing, 1996.
History of Humanity – History of Humanity. Scientific and Cultural
Development. Vol. III. From the Seventh Century BC to the Seventh Century
AD, Edited by J. Herrmann, E. Zürcher, Unesco, 1996.
TİD – Tarih İncelemeleri Dergisi, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
Yayınları, Bornova - İzmir.
KAYNAKÇA
Abetekov, A.-Yusupov, H., (1994), “Ancient Iranian Nomads in Western
Central Asia”, HCCA, Vol. II, s. 23-34.
Altheim, F., (1959), Geschichte der Hunnen, I. Bd. Von der Anfängen bis
zum Einbruch in Europa, mit Beiträgen von R. Göbl, H.-W. Haussig, R. Stiehl,
E. Trautmann-Nehring, Walter de Gruyter & Co, Berlin.
Arat, R. R., (1964), “Eski Türk Hukuk Vesikaları”, Türk Kültürü
Araştırmaları, Yıl I, S. 1, s. 5-53 (Yeni Baskısı: Makaleler, C. I, Yayına
Hazırlayan: O. F. Sertkaya, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, 1987, s. 506-
572).
Babayarov, G, (2007a), Drevnetyurkskie Monetı v Çaçskogo Oazisa (VIVIII
vv. n .e.), Taşkent.
Babayar(ov), G, (2007b), Köktürk Kağanlığı Sikkeleri Kataloğu. The
Catalogue of the Coins of Turkic Qaghanate, TİKA, Türk İş birliği ve Kalkınma
İdaresi Başkanlığı, Ankara.
Bailey, H. W., “Baga” md. EnIr (http://www.iranica.com/newsite/).
3111
Bazin, L.-Bowen, H., “Beg or Bey” md. EI2
, CD-ROM versiyonu.
Blawatsky, W.-Kochelenko, G, (1966), Le Culte Mithra sur la Côte
Septentrionale de La Mer Noire, Leiden, E. J. Brill.
Clauson, Sir G. (1972), An Etymological Dictionary of Pre-ThirteenthCentury
Turkish, Oxford at the Clarendon Press.
Dani, A. H.-Litvinsky, B. A., (1996), “The Kushano-Sasanian Kingdom”,
HCCA, Vol. III, s. 103-118.
Dani, A. H. vd., (1996), “Eastern Kushans, Kidarites in Gandhara and Kashmir,
and Later Hephthalites”, HCCA, Vol. III, 163-183.
Davary, G. Dj, (1982), Baktrisch. Ein Wörterbuch auf Grund der
Inschriften, Handschriften, Münzen und Siegelsteine, Julius Groos Verlag.
Doerfer, G, (1965), Türkische und Mongolische Elemente im Neupersischen,
unter besonderer Berücksichtigung älterer Neupersischer Geschichtsquellen,
vor allem der Mongolen- und Timuridenzeit. Bd. II: Türkische Elemente im
Neupersischen, Franz Steiner Verlag GMBH, Wiesbaden.
Donuk, A., (1988), Eski Türk Devletlerinde İdarî-Askerî Unvan ve
Terimler, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul.
Esin, E., (1972), “ ‘KÜN-AY’ (Ay-Yıldız Motifinin Proto-Türk Devirden
Hakanlılara Kadar İkonografisi)”, VII. Türk Tarih Kongresi Ankara 25-27
Eylül 1970. Kongreye Sunulan Bildiriler, I. Cilt. TTK Basımevi, Ankara, s.
313-359.
-----, (1987), “Tohâristan Yabguları, Türk-şahî’ler, Sûl’ (Çöl) Türkleri
Devletleri”, Tarihte Türk Devletleri, I, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara,
s. 205-223.
Frye, R. N., (1962), The Heritage of Persia, Weidenfeld and Nicolson.
-----, (1984), The History of Ancient Iran, C. H. Beck’sche
Verlagsbuchhandlung, München.
-----, (1996a), “Iranian Nomadic Tribes in Central Asia”, History of Humanity,
s. 443-445.
-----, (1996b), “The Rise of the Kushan Empire”, History of Humanity, s.
456-460.
Gignoux, Ph, (1996), “The Sasanian Empire”, History of Humanity, s. 131-
136.
Gnoli, Gherardo, (1996), “The Iranian Tribes and the Persian Empire”, History
of Humanity, s. 120-124.
3112
Göbl, R., (1967), Dokumente zur Geschichte der Iranischen Hunnen in
Baktrien und Indien, Bd. I-IV, Otto Harrassowitz, Wiesbaden.
Göbl, R., (1984), System und Chronologie der Münzprägung des
Kušānreiches, Österreichische Akademie der Wissenschaften, Verlag der
Österreichischen Akademie der Wissenschaften, Wien.
-----, (1993), Donum Burns. Die Kušanmünzen im Kabinett Bern und die
Chronologie, Fassbaender, Wien.
Grenet, F., (1984), Les Pratiques funéraires dans l’Asie Central sedentaire,
de la Conquete greque à l’Islamisation, CNRS, Publications de l’U.R.A, 29,
Memoire No.1, Centre des recherches archéologiques, Éditions du CNRS, Paris.
-----, (2002), “Regional Interaction in Central Asia and Northwest India in
the Kidarite and Hephthalite periods”, Indo-Iranian Languages and Peoples,
Reprinted from Proceedings of the British Academy. 116, s. 203-224.
Harmatta, J., (1994), “Languages and Scripts in Graeco-Bactria and the Saka
Kingdoms”, HCCA, Vol. II, s. 397-440.
Harmatta, J. vd., (1994), “Religions in the Kushan Empire”, HCCA, Vol. II,
s. 313-329.
Harmatta, J.-Litvinsky, B. A., (1996), “Tokharistan and Gandhara under
Western Türk rule (650-750)”, HCCA, Vol. III, s. 367-402.
Jackson, P., “Beg” md. EnIr (http://www.iranica.com/newsite/).
Kafesoğlu, İ., (1983), Türk Millî Kültürü, Boğaziçi Yaynları, İstanbul.
Koshelenko, G. A.-Pilipko, V. N., (1994), “Parthia”, HCCA, Vol. II, s. 131-
150.
Koshelenko, G. A., (1996), The Disintegration of the Seleucid Empire”,
History of Humanity, s. 127-128.
Kurtoğlu, F., (1992), Türk Bayrağı ve Ay Yıldız, AKDTYK, TTK Yayınları,
TTK Basımevi, Ankara.
Litvinsky, B. A., (1996), “The Hephthalite Kingdom”, HCCA, Vol. III, s. 135-
162.
Oşanin, İ. M., (Haz.), (1983), Bol’şoy Kitaysko-Russkiy Slovar’, Tom 2,
AN SSSR, İnstitut Vostokovedeniya, İzd-vo “Nauka”, Glavnaya Redaktsiya
Vostoçnoy Literaturı, Moskva.
Ögel, B., (1971), “Eski Türk-İran Kültür İlişkileri Hakkında Notlar”, İran
Şehinşahlığının 2500. Kuruluş Yıldönümüne Armağan, T.C. Milli Eğitim
Bakanlığı Yayını, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul, s. 351-366.
3113
Puri, B. N., (1994a), “The Sakas and Indo-Parthians”, HCCA, Vol. II, s. 191-
208.
-----, (1994b), “The Kushans”, HCCA, Vol. II, s. 247-264.
Sellwood, D., (1980), An Introduction to the Coinage of Parthia, 2nd Edition,
Spink and Son Ltd.
Sertkaya, O. F.-Alimov, R., (2006), Eski Türklerde Para (Göktürklerde,
Uygurlarda ve Türgişlerde), Ötüken, İstanbul.
Sims-Williams, N. “Baga” md. EnIr (http://www.iranica.com/newsite/).
Tezcan, M., (2002), “Origin of the Kushans”, The Turks, Ed. Hasan Celal
Güzel, C. Cem Oğuz, Osman Karatay, C. 1, Ankara, s. 250-270.
-----, (2004), “The Conquest of Sogdiana and Bactria by the Nomads and the
Asiani”, Transoxiana. Tarix va Madaniyat, Akademiku Edvardu Rtveladze
v çest’ 60-letiya-kollegi i uçeniki, Hazırlayan: Prof. A. Saidov vd., Taşkent, s.
154-165.
-----, (2006), “Kuşanlar, Akhunlar ve Eftalitler”, Tarihte Türk-Hint İlişkileri
Sempozyum Bildirileri, 31 Ekim-1 Kasım 2002, AKDTYK, TTK Yayınları,
Ankara, s. 9-56.
-----, (2007a), “Akhunlar ve Eftalitler”, Hindistan Türk Tarihi Araştırmaları,
Yıl: I, Sayı: 2, (Temmuz-Ağustos), s. 1-56.
-----, (2007b), “Pontos Krallığı (MÖ III.-MS IV. Yüzyıl)”, Başlangıcından
Günümüze Pontus Sorunu, Editör: Veysel Usta, Serander Yayınları, Ankara, s.
77-107.
-----, (2007c), “Eski İranlılarda Xvarena Anlayışı ve Bunun Türklerdeki Kut
ile Münasebeti”, TİD, XXII/2, Aralık, Prof. Dr. Ahmet Özgiray’a Armağan, s.
167-193.
Thierry, F., (1999), “Sur les Monnaies des Turgesh”, Coins, Art, and
Chronology, s. 321-349.
-----, (2002), “The Currecy in the Turkish Khanates from the Turgish to the
Great Uygur (9th Century)”, The Turks, Ed. Hasan Celal Güzel, C. Cem Oğuz,
Osman Karatay, C. 1, Ankara, s. 751-762.
Wolski, J., (1996), “The Arsakid Parthians”, History of Humanity, s. 129-131.
Zeimal, E. V., (1996), The Kidarite Kingdom in Central Asia”, HCCA, Vol.
III, s. 119-133.
Zimmer, St., “Baga” md. EnIr (http://www.iranica.com/newsite/).
3114
WEB
http://www.iranica.com/newsite/
http://www.sogdcoins.narod.ru/english/semirechie/coins.html (Coins of
Central Asia)

No comments yet

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Sponsorlu bağlantılar