PERVÎN-İ İ'TİSÂMÎ VE ŞİİRLERİNDE KADIN KONUSU

PERVÎN-İ İ'TİSÂMÎ VE ŞİİRLERİNDE KADIN
KONUSU
Güller Nuhoğlu*
Özet
Bu çalışmada Meşrûtiye t Devri İran Edebiyatı şairlerinden Pervîn-i İ'tisâmî,
hayatı ve şiirlerindeki kadın konus u incelenmiştir.
Anahta r Kelimeler : Pervîn-i İ'tisâmî, şiir, kadın, Meşrûtiye t Dönemi.
Summar y
Pervîn-i İ'tisâmî is on e of the Persian poe t in the period of Costitutional
Monarch . In this study we hav e deault with he r life and the theme of woma n in
her poems.
K e y words: : Pervîn-i İ'tisâmî, poet, woman , the period of Costitutional
Monarc h
Meşrutiyet devri İran şiirinin belki de bütün İran şiirinin en büyük kadın
şairlerinden biri olarak kabul edilen Pervîn-i İ'tisâmî aslen Azerbaycanlı bir
anne ile Aştiyânlı1
bir babanın kızı olarak 25 İsfend 1285 hş. (15 Mart 1906) de
Tebriz'de dünyaya geldi. 1921 (1912) yılında ailesinin Tahran'a yerleşmesiyle
babası Mîrzâ Yûsuf Hân-i Âştiyânî2
ve özel öğretmenlerin gözetiminde başladığı
ilk tahsilini Tahran'ın ilkokullarının birinde3
, orta öğrenimini de Tahran
(
Okt. Dr.; İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Doğu Dilleri ve Edebiyatları Bölümü
Aştiyân: İran'ın, başşehri Erak olan Merkezî eyaletinde bir şehir. Pervin'in büyük babası İbrahim Hân-ı
Aştiyânî Azerbaycan'ın maliye amiri (Pişkar-ı Maliye-i Azerbaycan) Unvanıyla doğum yeri olan
2 Aştıyâıı'ı terk ederek Tebriz'e yerleşmiştir. Bu sebeple Pervin'in babası da bu şehirde dünyaya gelmiştir.
I'tısâmü'I-Mülk olarak tanınan Mîrzâ Yûsuf Hân-ı Aştiyânî (İ'tisâmi), ünlü bir mütercim, yazar, edip ve
bibliyograftır. Pervin'in ilk şiirlerinin yayımlandığı Mecelle-yi Bahâr onun yönetiminde yayınlanmıştır.
Aynı zamanda Fars nesrinin yenilenmesinin öncülerinden sayılmaktadır 1316 hş.'de Tahran'da vefat
(
etmiştir. (Abdulhuseyn Zerrînkûb, Ha Kâıvân-ı Hülle [VIII. Baskı], Tahran, tarihsiz, s.364.).
Hasan Alî Muhammedi, Ez Bahâr Ta Şehriyâr, Tahran, 1373hş., II, 405; Seyyid Alî Şâherî,, Şelıbâzân-ı
Kullelıâ-yi Edeb-i Pârst, Tahran, 1384 hş., s.383
4 6 Güller NUHOĞL U
Amerikan Kız Koleji'nde (Mordâd 1303/Haziran 1924)'de tamamladı. İki yıl
süreyle aynı okulda Fars ve İngiliz edebiyatı dersleri okuttu. Bu sırada
mürebbiye olarak saraya girmesi teklif edildiyse de kabul etmedi.4
Bir ilim
adamı, gazeteci olan babasına refakatle İran ve başka ülkelerde kısa süreli
seyahatler yaptı. Tîr 1313 (10 Temmuz 1934)'de Kirmanşah Emniyet Dairesi
başkanı olan, babasının amcasının oğlu ile evlenerek Kirmanşah'a gitti. Ancak
farklı yetişme tarzına ve ruh yapısına sahip bu iki insanın birlikteliği iki aydan
fazla sürmedi.5
Baba evine dönen Peıvîn'in 11 Mordâd 1314 (2 Haziran
1935)'de nikâh akçesinden vazgeçmesiyle de resmen noktalandı6
. Pervîn bu
olay karşısında olabildiğince metanetli davrandı. Yazdığı üç beyit7
dışında bu
olayla ilgili olarak ömrünün sonuna kadar kimseyle konuşup, hiçbir şikâyette
bulunmadıysa da muhakkak ki onun şair ruhu bu olaydan çok etkilendi.8
Bir
müddet Tahran'daki Yüksek Öğretmen Okulu (Dâniş Serây-ı Alî-yi Tehran)
kütüphanesinde çalıştı.9
1315 hş. (1936) yılında Milli Eğitim Bakanlığı'nın bir
beratla beraber kendisine tevcih ettiği ödülü "Bu işe benden daha lâyık olanlar
vardır" diyerek kabul etmedi.10
Büyük bir sevgi ile bağlı olduğu babasını 1316
hş. (1937)'de kaybettikten sonra ona duyduğu hasretten dolayı hayatını sürekli
bir sıkıntı içinde geçirdi." 3 Ferverdin 1320 hş. (23 Mart 1941)'de aniden
tifoya yakalandı. Hastalığının yanlış teşhisi sebebiyle kısa bir süre sonra hayata
veda etti (15 Ferverdin 1320/6 Nisan 1941). Kum şehrindeki Tayyîbe
Beldesinin Sahn-ı Cedîd Meydanındaki aile kabristanında babasının kabri
yanına defnedildi. Ölümünden sonra evrakları arasında kendi el yazısı ile mezar
taşı için yazmış olduğu şiiri
12bulundu. Yazılış tarihi bilinmeyen bu şiir mezar
taşına nakşedildi.
4
M. İshâk,"Pervîn-i I'tisâmi". Edebiyyât-ı Novîn-i İran, Tahran, 1363 hş.. s.178; Ebü'l-Feth 1'tisâmî,
Mecınııa-yi Makâlâl ve Kıta'at-ı Eş'ur ki be Münasebet-i Derguzeşt ve Evvelin Sal-i Vefatı Hanım-ı
Pervîn-i I'tisâmi, Tahran. 1977, s.7
5
1'tisâmî, Mecmua-yi Makâiât, s.7; Muhammed Ca'fcr Yâhakkî, COybâr-ı Lalızelıâ, Tahran. 1385 hş. .
s. 171—72; Muhammed Ca'fer Yâhakkî, Çun Sebû-yî Teşne, Tahran.1375 hş. ,s.l63, Dâryûş Sabfır, Ber
Kerân-ı bî Kerân, Tahran, 1382 hş. , s. 152.
6
1'tisâmî, Mecınııa-yi Makâlcıt, s.63-66.
7
Ey gül! Dikenin serzenişi ve acı veren ucundan başka gül bahçesinde ne gördün?
Ey gönül aydınlatan yakut! Bütün bu parlaklığına rağmen pazarda adi müşteriden başka ne gördün?
Gül bahçesine gittin nasibin diken oldu. Ey müptela kuş! Kafesten başka ne gördün? (Pervîn İ'tisâmî,
Dîvân,[ nşr. Ebü'l-Feth İ'tisâmî]), Tahran, 1977, s.268.
8
Pervîn İ'tisâmî, Dîvân, (nşr. Ahmed Kerîmi) , Tahran 1371 hş., Zindegînâme; Yâhakkî, Cûybâr-ı
Lalızelıâ, s. 171-172 ; Yâhakkî, Çim Sebû-yî Teşne , s. 163.
9
Alî Ekber Dihhudâ, ' Pervîn-i İ'tisâmî', Luğatnâme-yi Dihhudâ ,XII, 292.
10
İ'tisâmî, Mecınııa-yi Makâiât, s. 7; Dîvân (nşr. Ahmed Kerîmî), Zindegînâme.
11
Zerrînkûb, Ba Kârvân-ı Hıılle, s. 364.
12
Kara toprağı yastık edinen bu kişi edep feleğinin yıldızı Pervîn'dir.
PERVÎN-İ İ'TİSÂMÎ V E ŞİİRLERİNDE KADİN KONUS U 4 7
Münzevi bir yaradılışa sahip olan ve çok küçük yaşlardan itibaren ilim ve
edebiyata büyük bir ilgi duyan Pervîn, Arapça, Farsça ve bu iki dilin
edebiyatlarını babasından öğrendi. Öyle ki daha 11 yaşında iken Firdevsî,
Nizamî, Mevlevî, Nâsır-ı Husrev, Enverî, Ferruhî hakkında bir otorite gibi
görüşler ortaya koyacak seviyeye geldi.13
Ondaki şiir kabiliyetini gören babası,
Arapça ve batı dillerinden yaptığı tercümeleri nazım haline getirtmek suretiyle
kızını şiir yazmaya teşvik etti. Böylece şiir yazmaya başlayan Pervîn ilk şiirini
çocuk denecek bir yaşta kaleme aldı. Onun şiir yazmasında babasının teşvik ve
gayretleri yanında elbette o devirde bir edebiyat mahfılî durumundaki evlerine
gelip giden Melikü'ş-Şuarâ Bahâr, Hacı Seyyid Nasrullâh-ı Tâkî, Dihhudâ v.b.
gibi asrın şiir ve edebiyat üstadı sayılan şahsiyetlerin de rolü büyüktür.14
Pervîn'in edebiyat âlemine adım atması babasının çıkardığı Bahâr
dergisinde 1300 hş. (1921)'de yayımlanan bir şiiri ile başladıysa da onun edebî
çevrelerde kabul görmesi ilk defa Alî Ekber Dihhudâ'nın 1308-1311 hş.(1921-
1932) yılları arasında Tahran'da basılıp yayımlanan Emsal ve Hikem mecmuası
sayesinde oldu.15
Dihhudâ onun bazı özlü sözlerini Fars dilindeki emsal ve
hikemler arasında nakletti. Daha sonraları da bir kısmını bizzat Dihhudâ'nın
kaleme aldığı hal şerhinin Lugât-nâme'de yer alması onun, Fars şiirinin ünlü
simaları arasında yer alacak derecede iyi bir şair olduğunu göstermektedir.
Bir yandan babasının, tüm gayretini sarf ederek ona sunduğu ilmi ve
edebi ortam bu yetenekli genci Arap ve Fars edebiyatlarında derinleştirirken
diğer yandan Amerikan Kolejindeki eğitimi onun batı, özellikle de İngiliz
edebiyatı ile tanışmasına vesile olarak bu yolda olgunlaşmasını sağladı16
.
Her ne kadar acı günlerden başka gün görmediyse de ne dersen de onun sözü şirindir
Biitun bu anlamlı sözlerin sahibi bugün bir Fatiha ve Yasin isteyendir.
Dostların onu hatırlamaları güzeldir. Çünkü dostsuz gönül gamlıdır.
Göze kaçan toza can tahammül edemez. Göğüs üzerindeki taşa nasıl etsin!
Her kimin hakikat gözü varsa bu yatağı görünce ibret alır,
Kim olursan ol, nereye ulaşırsan ulaş varlığın son menzili burasıdır.
Kader olunca, çare teslim, edep de temkindir.
Bu alemin çok eski tarzı dünyayı getirtmek, öldürmek ve gizlemektir
Bu mihnet diyarında gönlünü teskin edebilen mutludur. (Divân [nşr. Ebü'l-Feth l'tisâmi]
13
Muhammedi, Ez Bahâr Ta Şehriyâr, s. 405; Şâherî, Şehbâzân-ı Kullehâ-yi Edeb-i Pârsî, s. 383
14
Zerrînkûb, Ba Kârvân-ı Hülle s. 365; Yâhakkî, Cûybâr-ı Lahzehâ, s. 171: Yâhakkî, Çun Sebû-yî Teşne,
s. 163.
15 Emsal ve Hikem'in yayımlanmasından bir kaç yıl önce genç bir araştırmacı olan Muhammed Ziya
Heşteıûdî Miintehabât-ı Âsâr ismi ile tenkidi bir eser neşretmiş (1303 hş.) ve bu eserde Pervîn'iıı
şiirinden övgüyle bahsederken asrın diğer şairlerinden bazısı hakkında yergide bulunmuştu. Onun bu
hareketi bu şairleri kızdırmış ve bizzat Melikü'ş-Şuerâ Bahâr 'ı bu tarz eleştirilere itiraza sevk etmişti
(Zerrînkûb, Ba Kârvân-ı Ilıılle, s.364).
16
Sabûr, Ber Kerân-ı bî Kerân, s. 152; Zerrînkûb, Ba Kârvân-ı Hülle, s. 365.
4 8 Güller NUHOĞL U
Şiirlerinin bir dîvânda toplanıp yayımlanması düşüncesi babasının, o
evlenmeden önce böyle bir girişimin "dar görüşlüler nezdinde yanlış yorumlara
sebebiyet vereceği" kaygısıyla ancak eşinden ayrıldıktan sonra gerçekleşti17
.
Melikü'ş-Şuarâ Bahâr'ın övgü ve takdirlerini içeren bir önsözle birlikte 1314
hş. (1935) yılında ilk baskısı yapılan dîvânının günümüze kadar onlarca baskısı
yapıldı.
Genel olarak Pervîn'in şiiri şöyle değerlendirilmektedir:
Pervîn'in şiiri bir dönemin, olayların ve şahısların şiiri değildir. İyi
ahlâkın tanıtılması ve eğitiminin şiiridir. Faziletin, şefkatin, sevginin ruh
coşturan nağmesidir. Gayretin, işin ve çalışmanın cezbedici ahengidir.
Uyanıklığın, temkinin ve kurtuluşun şarkısıdır. O şiirlerinde insanların
hisleriyle fısıldaşmış, iizgün kalpleri teselli etmiş, dertli gönüllere sükûnet
bağışlamıştır18
. Şiirlerinin hepsinde hakikati arayan ve gerçeği gören bir
şairdir. Bu nedenle hayatın acılarını herkesten daha iyi idrak etmiş ve kendine
has bir beceri ile okuyucularına sunmuştur'9
. Kısacası onun şiiri kendi ruh ve
düşüncelerinin aynasıdır. Bu şiirler her ne kadar sakin ve durgun bir okyanus
gibi görünseler de gizli melal ve hüzünle örttüğü ruhî fırtınalarım, acı ve
sevinçlerini yansıtmaktadırlar.'
Konu yelpazesi epeyi geniş olan Pervîn, toplumsal konulardan ahlâki ve
tasavvufî konulara kadar hemen her konuda kalem oynattığı şiirlerinde hem
form hem de kalıp yönünden tamamen eski şairlerin tarzına bağlı kalmıştır.
Çoğunluğu Nâsır-ı Husrev ve Senâ'î tarzındaki21
kasidelerinin muhtevası,
genellikle öğüt, hikmet, ahlâki hükümler ve irfanî konulardır. Şairlik ve nazım
yönünden çok yüce, olgun ve bazısı da çağdaşı büyük kasideciler ayarında olan
bu şiirler içerik ve konu yönünden kasidecilerin tarzından farklı bir durum
arzetmektedir. Onun kasidelerinde tegazzül, teşbib ve tahalllis gibi şiiri
monotonluktan çıkaracak bölümler yoktur. Fakat O, şiirinin akıcılığını kendi
şairlik mahareti, telmihler, temsiller, teşbihler ve kelâmî tavsiflerle sağlamıştır.
17
İ'tisâmî, Mecmua-yi Makâlât s. 7; Dîvân (nşr. Ahmed Kerimî), Zindegînâme; Muhammedi, Ez Bahar Ta
Şelıriyâr, s.406; Şâherî, Şehbâzân-ı Kullchâ-yi Edeb-i Pârsî, s.383.
18
İ'tisâmî, Mecmua-yi Makâlât, s. 14-16.
19
Zebihullah Safâ, Genc-i Sohen , Tahran, 1354 hş., s. 293.
20 Ber Kerân-ı bî Kerân s. 153.
21
Zerrînkûb, Ba Kârvân-ı Hülle, s. 369; Dîvân, (nşr. Ebü'l-Feth İ'tisâmî) Mukaddime.
PERVÎN-İ İ'TİSÂMÎ V E ŞİİRLERİNDE KADİN KONUS U 4 9
Çünkü bu kasidelerde amaç, lâfazanlık yapmak yerine icaza riayet ederek ahlâkî
meseleleri telkin etmektir.22
Pervîn'in asıl başarısı, Senâ'î ve Enverî tarzında kaleme aldığı canlı-
cansız, soyut-somut her türlü varlığı karşı karşıya getirip kendi halleri gereğince
söz söyleterek oluşturduğu münazara veya soru-cevap tarzındaki mesnevî ve
kıt'alarındadır. Her ne kadar bu tarz islâm öncesi ve islâmî devirlerde şairlerce
ilgi görüp kullanılmışsa da denilebilir ki hiçbir şair onun ifade kudreti, doğru
düşüncesi ve düzeninde bu işin üstesinden gelememiştir. O, kıt'alarında kendi
annelik şefkatini ve ruh güzelliklerini kuşların, fakir annelerin ve çaresizlerin
diliyle ifade ederken okuyucuyu kendi hayal alemine çekmiş; bazen üzmüş,
bazen düşündürmüş; nadir olarak da güldürmüştür. Ama hepsinden önemlisi
muhakkak ahlâk dersi vermiştir23
.
Pervîn'in Şiirinde Kadın
Pervîn'in "kalemini kendi hem cinslerinin durumunu düzeltme
iyileştirme veya toplum içindeki konumlarını yükseltme yolunda kullanmadığı"
"
4
gibi bir iddia bulunmakla beraber, onun daha ilk gençlik yıllarından itibaren
İran toplumunda kadının yeri ve statüsü hakkında teşhis ve tesbitlerde
bulunduğu; ancak Şahın emriyle peçenin kaldırılmasına kadar konuyu müstakil
bir tema olarak işlemediği söylenebilir. Nitekim Amerikan Kız Koleji'ni
bitirdiği gün irad ettiği nutuk konuya ilgisini göstermektedir. Buna rağmen, o
hiçbir zaman İran'daki kadın hareketlerinin içinde yer almayı uygun
görmemişti. Çünkü kadınların durumunu düzeltmek için kendi sosyal sınıfından
olmayan kadınların gayret göstermelerinin gerekliliğine inanmaktaydı25
. Onun
kadın hakkındaki görüşleri Melikü'ş-Şuarâ Bahâr, Mirzâde-i Işkî (ölm. 1924),
Nizâm-ı Vefâ (ölm. 1962) gibi meşrutiyet devri İran aydınlarıyla uyuşmaktadır.
Pervîn'in bu konudaki görüşlerini şu şekilde sınıflandırmak mümkündür.
22
Sîmîn Behbehânî, 'Pervîn, Şair-i İhsâs ve A'tıfe Dîvân (nşr. Ahmed Kerîmi), s. 28.
~
3
Dîvân, (nşr. Ebü'l-Feth I'tisâmî) Mukaddime ; Behbehânî, 'Pervîn, Şair-i İhsâs ve A'tıfe', s. 29-30.
24
İshâk, "Pervîn-i İ'tisâmi". s. 180; Muhammedi, Ez Bahâr Ta Şehriyâr, s.406.
25
İshâk, "Pervîn-i i'tisâmi", s. 178.
5 0 Güller NUHOĞL U
1- Anne olarak kadın:
Pervîn kısa ömründe annelik duygusunu tadamamasına rağmen, bir kadın
olmanın verdiği annelik iç güdüsüyle yüreğinde canlanan şefkati, kuşların, fakîr
annelerin ve çaresizlerin dilinden anlatmış, anne ve çocuk haklarından, bunlara
özen göstermenin gerekliliğinden bahsetmiştir. Ona göre anne evinin direğidir,
yuvanın huzura kavuşması da viran olması da anneye bağlıdır.
Gece geleli yuva karanlığa gömüldü, gittiği seferden dönmedi anııe kuş
Yavrular su ve yem hayaliyle uyudular, artık mutluluk cıvıltıları
yükselmedi yuvadan.
Artık o yüksek evin damından, sabahleyin kimse uçmadı
O mutluluk, arzu, nimet ve naz birden yok oldu
O kaybolmuşları kimse hatırlamadı
O güvenli, temiz küçük yuva sonunda boş ve harap kaldı
Sonunda o delik deşik pencereden sıvalar döküldü. Damdan içeri çer
çöp, toz toprak doldu
Artık ne uyumak için rahat edilecek bir yer, ne de rahat etmek için
üzerine çıkılıp etrafın seyredildiği bir dam...
O aydınlık yuva berbat oldu, o dirlik ve düzen bozuldu.
Artık o harabe, bir daha mamur olmadı.26
'Bâm-ı şikeste' başlıklı şiirinde de bu konuyu şöyle işlemektedir:
Bir rüzgar esti, o küçücük yuvayı harap etti. Yuva yıkıldı, yere indi
26 Dîvân, (nşr. Ebü'l-Feth İ'tisâmî) s.75.
PERVÎN-İ İ'TİSÂMÎ V E ŞİİRLERİNDE KADIN KONUS U 51
Bir beden titredi, fırsatlar yok oldu. Küçük bir kuş yere düştii, kanadı
kandan kızardı
Bir zalimin zulmünden yolcu yolundan oldu. Bir olayın kudretinden bir
kapı kapandı
Ahd ve sevgi bağı birbirinden koptu, nam ve nişan defterden silindi
Artık o yuvadan arzulu sesler yiikselmedi, o çalı çırpı sonunda ateşe
atıldı
Bunca yıllık arzular yok oldu, küçük bir yavru annesinden uzak düştü27
Gerek münzevi yaradılışı, gerekse o günün İran toplumunda kadının ev
dışındaki hayattan koparılması sebebiyle, evin çatısı altında meydana gelen
olayları birebir yaşamış biri olarak aynen şiirinde aksettiren Pervin, evin
dışındaki hayatı anlatırken istiare ve kinayelere baş vurmak zorunda kalmıştır.
Nitekim 'do mehzer' başlıklı şiirinde, karısını evde rahat rahat oturmakla
suçlayan, her fırsatta kendi işlerinden ve evin maddi ihtiyaçlarını
karşılayabilmek için çektiği zahmetlerden bahseden bir hakimin, karısının
birkaç gün evden ayrılmasıyla ev işlerini düzene koymak için çektiği sıkıntıları
ve evin düzeninin alt üst olmasına sebep olduğunu son derece etkili bir şekilde
dizelere dökmüştür:
Kadı kızgınlıkla karısına baktı. Benim hayatım senin yüzünden karardı
dedi.
Sen dünyanın sıcağından soğuğundan habersizken ben binlerce kavga ve
gürültünün tutsağıyım
Sen uyurken ben gece gündüz koşturdum. Ne acayip! Ben kavrulup
kururken sen senıirip şiştin.
Para kesesine takıldı gözün, süsün piisün için harcamaya can attın
30
a.g.e, s. 146.
5 2 Güller NUHOĞLU
Bundan sonra ne yol gösteren ne de takip edenim. Senin gibi eve
yerleşeceğim
Kadın şefkatle güldü, kapı duvar ile bu kavganın sebebi ne? diye sordu
Ben ne bir iş sahibiyim ne de senin gibi omzumda bir yük taşıyorum
iddiasındayım.
Yarın evden gidiyorum, sen bu alt üst olmuş tezgâhta işleri yoluna koy.
Ben bir iki günlüğüne gidiyorum, burada kal ve bilinmesi gerekenleri
benim gibi öğren.
Seher vakti kadın evden ayrılınca ev mahkeme oldu kadı oturdu.
Bazen yazı yazdı bazen efsane okudu. Evdeydi ama evden habersizdi.
Kaçlı evin kavga ve gürültü ile dolu olduğunu gördü. Buranın da bir
mahkeme olduğunu ama başka çeşit bir mahkeme olduğunu anladı.
Bu kavga ve dövüşten bcışı döndü. Mahkeme vakti geçti gitmem gerek
dedi.
Yerinden kalkınca karısı kapıyı açtı. Söylediklerimin doğruluğunu
gördün mü? Dedi.
Sen mahkemede binlerce (davaya) hakimlik ettin. Fakat evdeki işleri
halletmekten acizsin.
Sen kendi işinden çok bahsettin. Ben hiçbir şey söylemedim, işimi sen
gördün.
Sen evin kavgasını görünce (ancak) birkaç gün dayanabildin ve firar
ettin.
PERVÎN-İ İ'TİSÂMÎ V E ŞİİRLERİNDE KADİN KONUS U 5 3
Ben yüzlerce ateşi bazen elim, bazen gözüm bazen kulağımla bir anda
söndürdüm
Sen evde hırsızın kim olduğunu, anlatılanların hangisinin doğru,
hangisinin masal olduğunu ne bilirsin?
Kadın evin hırsızını tuzağa düşürdü, masalı gerçekten uzaklaştırdı.2S
Pervîn her şeyden önce bir ahlâk ve terbiye şairidir. Bu sebeple kadının
ev idaresi ve ailenin huzurunu sağlamak yanında, bir anne olarak asıl görevinin
çocuklarını eğitmek olduğunu söyler. Annenin çocuğun ilk öğretmeni olduğunu
vurgulayarak, ona yaşama sanatı için rehberlik edip öğüt verir. Çalışmaya ve
gayret göstermeye teşvik eder. Kendisinin de bu yolda birçok güçlüğe
katlandığını hatta bu uğurda canını bile vermekten çekinmediğini, aksine bütün
bu zahmetlerden büyük bir mutluluk duyduğunu ifade eder.
Küçücük bir güvercin uçmak arzusuyla bir gün kanat çırpmaya cüret etti
Daldan dala uçtu, damdan ırmak kenarına geçti
O yakın yol ona çok uzak göründü, dünya gözünün önünde karardı
Korkudan bir yere sindi yorgunluktan yolda çaresiz kaldı
Bazen endişeyle etrafa baktı bazen korkudan başını kanadının altına aldı
Ne etraftaki olayların ismini söyleyebiliyordıı ne de yuvanın yolunu
bulabiliyordu
Ne her geceki gibi yem ve su sözü, ne de giizel bir uykudan ad ve nişan
vardı
Takatten düştü, aczinden feryat etti. Bir daldan annesi ona şöyle seslendi
28
a.g.e, s. 133-135.
5 4 Güller NUHOĞL U
Böyledir kendini beğenmişlerin âdeti, böyle sarhoşça düşerler yüksekten
Bu kiiçiik halinle elinden bir şey gelmez, akdlı olman gerek
Senin için uçmak henüz çok erken ve zordur, yapmak için yeni şeyler çok
çalışman gerek
Bu cesareti zaman sancı öğretir. Hem seni, hem kolunu kanadını
güçlendirir
Henüz senin kafes ve esaretten sıkıntın yok, çocukların oyundan başka
arzuları yok
Ham düşünceyle kimse olgımlaşmadı, varlık yolunu kiınse adımlamadı
Senin hüner azığını biriktirmen ve hayat sözünü öğrenmen
Önce iki ayağınla yere sağlam basmak, sonrada ayakiistüne dikilip
durmak
Tedbir kanadı olmadan sarhoşluktur uçmak, bazen iniş bazen çıkışlıdır
hayat
Burada sen hazine, bense senin muhafızın gibiyim, senin için rahatlık
benim için eziyet
Sen de bir gün bu yuvadan çıkarsın, feleğin oyunlarının sihrini görürsün
Beni tuzaklarda çok esir ettiler. Çocuklar kanatlarımı kırdılar
Bazen kapıdan bazen duvardan taş geldi, bazen elim bazen başıın kanadı
Rahatlık bir an bile bana olmadı yar, bazen kediden korktum bazen
doğandan
Feleğin fitne ve belaları bana yaşama sanatım öğretti
Köksüz fidan meyve vermez; senden gayret ve iş gerek, nasihat benden 29
29
a.g.e, s. 71-72.
PERVÎN-İ İ'TİSÂMÎ V E ŞİİRLERİNDE KADIN KONUS U 5 5
Başka bir şiirinde ise şunları söyler:
Sert bir diken küçiik bir çocuğun ayağına battı. Kıvrandı, yürüyernedi ve
ağladı
Annesi ona ' bu ilk adımın eziyetidir, kişinin kendini beğenmesi olayların
dikenine engel değildir.' dedi.
Hayatın acısını tatlısını henüz okumamışsın ömür defterinde. Yol da
çukıır da birdir senin gözünde
Senin gibi pek çok çocuk diiştii yürürken, bu ibret taşlığında kimdir
düşmeyen ?
Yürümenin zahmetini görmeden yol öğrenemezsin. Hata yapmadan
doğru ve yanlışı nasıl bileceksin?
Her üzüntüye çarpan kalp asla mutlu olmaz, her şeye üzülen kimse de
uzun yaşamaz
Çocukluktan itibaren büyüklüğe hazırlan, sağlam azimdir zaaf hicabını
parçalayan
Gözünü olaylara kapayanın gözünde ha on olmuş, ha yirmi; farkı ne?
Yara etkiliyse ha başında olmuş, ha göğsünde, ha ayağında. Boşa
geçmişse ömür ha bir olmuş, ha bin; farkı ne?
Binlerce dağ yolunda engel olsa da yürü binlerce yol gereklidir, yorsa da
Yaşadıkları hayat şartları sebebiyle annesini suçlayan bir yavru kuşa
annesinin verdiği öğütler bütün çocukların ders alabileceği öğütlerdir.
Dün gece bir kuşcağız annesine ne zamana kadar bu karanlık yuvada
kalacağız diye sordu
Ben kendi ömriiniii senin gibi çalışmak ve bir yuva yapmak eziyetiyle
boşa harcamayacağım
30
a.g.e, s. 146.
5 6 Güller NUHOĞL U
Uçma vaktim geldiği zaman bir gülden bir çimenliğe, bir damdan bir eve
uçacağım
Akıllı anne kuş güldü; sen çocuksun, çocuk çocukça laflardan başkasını
etmez dedi
Bilgili ve tecrübeli olursan, o zaman yem ve tuzağın fitnesinden emin
olursun
Bedenini olaylar nişangâh yapınca bu emniyetli yuvayı hatırlarsın
Varlık bahçesi tamamen belâlar tuzağıdır, ikbal bir masal devlet de bir
efsane
Yükselmek için saklan ki göresin iniş çıkışları, takdir edilmedi ebedi
mutluluk kimseye
Seher vakti bir gülün üzerine damlayan her bir damla ucu bucağı
olmayan bir ummandır
Uç ama yuvadan uzaklaşma, cahilce fikirler ve arzular gösterme
Ey gözümün nuru! Yuvanın huzuru ve gecenin sükûnetinden daha hoş
ufuklar yoktur
Her kim asilik ederse zamanın elinde olan kırbaçla onu yakalarlar
Genişiz hırs atını pek çok kişinin öldürmesi belki de ondaıf31
Pervîn, yavruları sebebiyle yuvasından ayrılamayan bir güvercinle,
bundan dolayı onu kınayan bir serçenin münazarasını konu edindiği 'hadis-i
mihr' şiirinde ise anne olmanın zorlu güzelliğini anlatır.
Seher vakti bir güvencine artık kafam yuvadan çıkar dedi serçe
31
a.g.e, s. 204.
PERVÎN-İ İ'TİSÂMÎ V E ŞİİRLERİNDE KADIN KONUS U 5 7
Gökyüzü parlak, ne zamana kadar sürer böyle karanlıkta uyumak
Bir gün uç etrafı gör
Kurumuş ağzına bazen soğuk su bazen taze meyve ile bahçelerde ıslat
Bana bak ben ne kadar güzel ve tombulum senin gibi zayıf miskin
kuşcağızıtı yaptığı ayıp
Güvercin cihan şefkat sözünü sana da öğretir. Ey dost! Bir gün sen de
benim gibi anne olursun dedi.
Etrafın küçük çocuklarla dolunca, annelerin işinden başka bir iş
yapamazsın.
Annelik görevlerim olmadığı zaman ben de senin gibi manzara
seyrederdim.
Bir kuşcağızın koruyucusu olan kuş mutludur. Kendisinden meyve
toplanılan dal da yemyeşil.
O küçücük yuva çocukların oyunları ve sevinç sesleriyle cazip hale gelir.
Her ne kadar ben zayıf, yuvamsa çamurdan, ama inanmıyorum, var mı
benim gibi güçlü olan?
Gerçi bedenimden döküldü pek çok deri. Şüphesiz çektiğim eziyetlerimin
de vardır bir keyfi
Eğer gidersem bu hazineleri birisi götürür, ansızın yuvaya bir ateş düşer
diye korkarını.
Annenin zahmeti gibi hiçbir iş tatlı olmadı. Bundan daha kutlu bir
yazgıyı gören var mı ? 32
30
a.g.e, s. 146.
5 8 Güller NUHOĞL U
Yukarıda da söylendiği gibi anne çocuğun ilk öğretmenidir. Ancak
annenin de eğitimli ve bilgili olması gerekir.
Çocuğun ilk öğretmeni annedir. Bilgin çocuğu cahil anne nasıl
eğitebilir
Çünkü Pervîn'e göre bütün büyük şahsiyetler, büyük annelerin ellerinde
yetişmiştir.
Eğer Eflâtun ve Sokrat biiyükseler, bunu küçükken onları yetiştiren
miirebbiyelerine borçludurlar..
Lokman küçüklüğünde anne kucağında çok uyudu, sonra hikmet
mektebinde filozof oldu.
Nice kahramanlar, salikler, zahitler, fakîhler! Bir sûre bu okulun
öğrencisi oldular.
Şefkat sözünü annesiz çocuk nasıl duyar, hangi ülke sultansız nizam ve
diizen bulur?
Bu günün genç kızı yarının annesidir. Evlâtların büyüklüğü anne
sayesindedirM
Anne çocuğunu yetiştirirken yavrusu kendi kanatlarıyla uçuncaya kadar
karşılıksız pek çok zahmetlere katlanır.
O yumurta kırıldı ve anııe seni şefkat eteğinde besledi.
Seni zayıf ve kanatsız görünce kendi kanadının altına aldı.
Sana meyve ve yem bulabilmek için dağ, tepe, ova gitmedik yer
bırakmadı.
33
34
a.g.e, s. 261.
a.g.e, s. 188.
PERVÎN-İ İ'TİSÂMÎ V E ŞİİRLERİNDE KADİN KONUS U 5 9
Seni bir daldan bir dala ııçuruncaya dek öyle çok uçtu ki!
Sana pek çok yol yordam öğretti
Tuzağın fitnesi ve esaretin zahmetini bilesin diye seni bilgilendirdi.
Bunca zahmeti karşılıksız çekti.
Sonunda sen tecrübe sahibi olunca da gitti, bu görevi sana devretti35
Pervîn konuya anne açısından baktığı gibi çocuk açısından da bakmış;
öksüz, yetim ve fakir çocukların dertlerine ortak, hislerine tercüman olmuş ve
onları teselli etmiştir.
Dün bir çocuk annesinin kucağında mahallenin çocuklarından kimse
bana değer vermedi diye ağladı.
Birisi beni suçsuz yere yanından kovdu, neşter yarasının verdiği acı o
kınamalardan daha hoştu.
Çocuklar benim arkadaşlığıma ilgi göstermiyorlar, öksüz çocuk çocuk
değil midir acaba?
Öğretmen bugiin derslerime bakmadı, fakirlerin gayret ve zahmeti
semeresini vermiyor mu yoksa?
Annesi giildü 'senin fakirliğini kınayanlar gözyaşı cevherinin
tanelerinden habersizler galiba'
Balta, keser ve oraktan başka bir şeyi olmayan babanın hayatından bir
şey sorma
Bu eski hasırla babanın bazen kolu bazen astarı olmayan elbisesi
yüzlerce gönül kanı satın alır.
35
a.g.e, s. 85-86
6 0 Güller NUHOĞL U
Çok eziyet çekti, hiç kimse onu insan yerine koymadı, paraya pula sahip
olmadığından isimsiz yaşadı.
Fakir çocuğun istek ve arzuları hatadır. Meyve vermez dolunun kırdığı
dal,
Bu geniş tezgâhta zamaneyi dokuyan bizini için bundan daha güzel bir
kumaş dokumadı/6
Yetim bir çocuğun duygularını 'tıfl-i yetim', şiirinde şöyle dile getirir:
Küçük bir çocuk testiyi kırçlı, eve gidemem diye ağladı
Eğer hocam sorarsa ne yaparını? Testi onundu benim değil.
Bu olaydan kalbim kırıldı, zamanenin işi bundan başka değil.
Bir şeyler gördüm ama istemedim, benini gönlüm de gönüldür demir
değil
Asla annemim yüzünü görmedim, yetim çocuğun gözü aydın değil
Annelerin kucağı hoştur, ne oldu ki benim başımı koyacak hiç kucak yok
Anne özlemiyle kime anne dediysem bana annem olmadığını söyledi
Eğer zamane bana düşman değilse neden benim için bir dost bırakmadı
Birçok çocuk evin ııercle diye sordu, dedim ki hiçbir yer benim için
mesken değil
Herkes yanımızda oturma diyor, hiçbir yer benim için oturulacak yer
değil
36
a.g.e.s. 194
PERVÎN-İ İ'TİSÂMÎ V E ŞİİRLERİNDE KADİN KONUS U 61
Çocuklarla bahçeye gitmedim, çiinkii solmuş goncaların açması mümkün
değil
Eğer giil varsa benini annemdir. Madem ki o yok, gül bahçesinin gülü de
gül değil
Her ne kadar gül, yasemin ve sümbülüm yoksa da ayağıma batan
dikenlerdir benini gülüm
Öğretmenim tahtaya yazdı hiçbir çocuk senin gibi aptal değil
Her yazıyı yazdım ve okudum, ama talih okuyup yazmakla kazanılır bir
şey değil
Benden behmen ayına göre ücret istiyorlar, sonuçta
behmen değil
Felek sapanındaki taşların hepsini bana vurdu, artık
kalmadı
Ne yapayım! Gönül feleğin cefasından emniyette
zamanenin evi harap:17
Yakın bir temayı işlediği 'tire-baht' adlı şiirinde ise annesini kaybederek
yetim kalan bir kızın üvey anne elindeki hayatını konu edinir.
Kiiçiik bir kız bir kaza sonucu yetim kaldım diye ağladı
Bir başkası geldi eve oturdu, başka yaşam tarzından söz etmeye başladı
Kırmızı potinlerimi uzağa fırlattı, annemin elbiselerini giydi kuşandı
Benim elimi su ve ateşle yaktı, kendi parmağına yiizük yaptı
Benim sözlerimi alaya aldı, gece gündüz kalbime hançerler sapladı
bu ay azerdir
sapanında taş
olmadığından
37
a.g.e, s. 177-179.
6 2 Güller NUHOĞL U
Kanlı göz yaşımı gördii, oğlu ve kızıyla kahkahalar attı
Yanımda kızını öptü, o busenin yaptığını yüzlerce hançer yapamadı
Benim kusurumu daima babamın yanında anlattı, onun suçlamaları beni
çaresiz bıraktı
Babam yüzümü görmesin diye elimden tutup beııi sokaklara attı
Geceleri silip siipürttü, gündüzleri de kcıpı bacada avare etti
Babam derdimden bihaber kaleli; o, hakkımda ne dediyse inandı
Annem öldü ve beni zamane denizinde çapasız bir genıi gibi bıraktı
Felek ümit harmanımı bir kıvılcımla kiile çevirdi
Annem kolum kanadandı, kırıldı. Kuş kol kanatla uçar
Ben ezelden kara bahtlı değildim, her ne yaptıysa bu çarkıfelek yaptı.38
2- Tarih sürecinde toplum ve kadın:
Pervin aydın bir ailede yetişmesine ve yaşadığı çağda bir kadının
yapabileceği en iyi tahsili almasına rağmen Iran toplumunun o günkü erkek
egemen düzenine uyarak dış dünyadan kopuk bir ömür geçirmiştir. Ne var ki o,
bu tür bir hayatı hemcinslerine lâyık görmemiş ve her fırsatta bundan şikâyet
etmiştir. Koleji bitirdiği zaman diploma töreni münasebetiyle yapmış olduğu
"Kadın ve Tarih" konulu bir konuşmaya Ortaçağ Avrupası'nın karanlık
durumunu anlatarak başlamış ve şu tesbitlerde bulunmuştur.
38
a.g.e, s. 111
PERVÎN-İ İ'TİSÂMÎ V E ŞİİRLERİNDE KADİN KONUS U 6 3
Erkek, ilkel çağdan uygar çağa geçişte sevincinin ve eleminin ortağı olan
kadının hakkına saygı göstermedi. Zorlukları aşıp rahata kavuşunca da kadının
manasız bir beden ve iradesiz bir alet olduğuna karar verdi. Daha sonra
bilginler, kadının mevkisinin ve değerinin erkeğin zulmünden dolayı azaldığına
karar vererek erkeklerin yol açtığı tahripleri gidermek için kadının eğitim ve
öğretimine önem gösterdiler. Çaresizlik içerisinde geçen asırlardan sonra
kadın kendi değerine kavuştu ve yarının biiyiiğü olacak çocuklarını bilinçli
olarak eğitti.
Yukarıda açıkladığımız husus Avrupa'daki durumdu. Halbuki dünya
medeniyetlerinin beşiği ve dinlerin doğuş yeri olan şark ülkelerinde ünlü
büyükler şarkın eski medeniyetinden haberli olmalarına rağmen kadına değer
vermedikleri için mutluluk kervanı bu ülkelerden göç etti. Şarklı kadınlar
sıkıntı, meşakkat ve zorluk içinde yaşadılar. Ümitsiz cahil anneler çocuklarını
bilgisiz yetiştirdiler. Şarklı çocuklar içte aile eğitiminden dışta da ıslahtan ve
terbiye edilmekten mahrum kaldılar.
Bütün bu olumsuz tabloya rağmen kadının eğitimi ile ülkesinin eski
parlak günlerine kavuşacağını ümit eden Pervîn konuşmasını şu cümlelerle
tamamlar:
Tıoplumun birçok meselesi kadınların eğitimi ile hallolacak, ikbal meleği
Siruş ve Daryuş'un ülkesinin fezasında kol-kanat çırpacaktır.39
1314 hş. (1935)'de Şah'ın emriyle peçenin yasaklanması üzerine kaleme
aldığı bir şiirde kadının İran toplumundaki durumunu şöyle dile getirir.
İran 'da kadın bundan önce sanki ki İranlı değildi. Bahtsızlık ve
perişanlıktan başka işi yoktu.
Yaşam ve ölümü inziva köşesinde geçiyordu. O günlerde kadın zindanda
değil de neredeydi?
Hiçbir canlı, kadın gibi karanlıkları kendine barınak edinmedi. Hiç
kimse kadın gibi, müraî mabedinde kurban değildi.
İnsaf mahkemesinde kaçlın için şahit yoktu. Kaclm fazilet okulunun
talebesi değildi.
İ'tisâmî, Mecmua-yi Makâlât s. 23-26
6 4 Güller NUHOĞL U
Kadının feryatları bir ömiir boyu cevapsız kalıyordu. Bu zuliim aşikârdı,
gizli değildi.
Elinde değnek, sırtında kabalak ile çoban görünümlü olsalar da
erkeklerin hepsinin yaradılışında kurtluk vardı.
Hayatın geniş meydanında kcıdm için kader ve kısmet ancak dar alandı.
Bilgi nurunu kadının gözünden saklıyorlardı. Bu bilgisizlik kadının
tembelliği ve acizliğinden değildi.
Kaçlın nasıl dokumacı olabilir? Ona hüner iğ ve ipliği verilmemiş ki!
Çiftçi olmayan yerde harman ve hasattan söz edilebilir mi?
Bilgi dükkânında meyveler çoktu, ama bundan kadının nasibi asla yoktu.
Kafeste dinleniyor ve kafeste can veriyordu. Giil bahçesinde bülbülün adı
yoktu.
Kadının nasibi, taklit, fitne çölü ve belâ kuyusuydıı. Yolu bu karanlık yol
olmayan kadın akıllıdır.40
3- Eğitim ve ilmin kadın için önemi:
Kadının eğitimine, ilim ve irfan kazanmasının gereğine inanmış olan
Pervin bu yolda samimi olarak gayret göstermekle kalmamış hemcinslerini de
buna teşvik etmiştir.
İster kaçlın ister erkek eteğinde ilim bağından meyve toplayan kimse yüce
ve mutlu olur. Hüner pazarında ve bilgi tezgâhında eşyalar var, gel birlikte
tüccar olalım.
Eğitim ve öğretim cevherini satın almayan kadın aziz ömrünün cevherini
ucuza sattı.
Pervîn! İyi kadının eli ve boynu için ilim cevheri lâzımdır, renk cevheri
değil.4
'
40 Dîvân, (nşr. Ebü'l-Feth İ'tisâmî) s. 153-154.
41
a.g.e, s. 188-189.
PERVÎN-İ İ'TİSÂMÎ V E ŞİİRLERİNDE KADİN KONUS U 6 5
Kadının toplumda hor görülmesine cahilliğine sebep olduğunu, bu
durumun ancak ilim tahsiliyle gideribileceğini söyler:
İranlı kadınların hor görülmesi tamamen bilgisizlikten... Erkek veya
kadın için üstünlük ve riitbe geçer bilmekten.
Kimse kız budala, erkek akıllıdır demesin diye, her kız ilim öğrenmenin
kadrini bilmelidir.42
Zahiri güzelliklerin, süs ve ziynetlerin kadının değerini atırmayacağını;
kadın cahil kaldıkça bu durumun düzelmeyeceğini; gerçek güzelliğin ancak
ilimle kazanılacağını vurgular.
Güzelliğin ilimden olması gerekir. Üstünlüğün şartı zümrüt bilezik ve
Bedahşan 'm yakutu ile değildir.
Kadının cahil olduğu yerde altın ve süsiin ne faydası var? Altın ve süs
cahilin ayıbını örten perde değildir.43
Kadın her ülkede hüner kazanarak şöhret buldu. (Hâlbuki) Bizden hiç
kimse bu gaflet uykusundan uyanmadı.44
Pervîn'e göre her insan sadece kendi gayretiyle yeterli bilgiyi elde
edemez. Bunun için eğitilmeye ihtiyacı vardır.
Biz ot değiliz ki bir ırmak kenarında veya ovada kendi kendimize bitelim.
Bir kuş değiliz ki bir avuç yem ile memnun olalım.45
42
a.g.e, s. 260-261.
43
a.g.e, s. 153.
44
a.g.e, s. 261.
6 6 Güller NUHOĞL U
O, kadınları gayretli olmaya ve çalışmaya davet ederken onlara şu
sözlerle seslenir:
Gevşeklik ve kendini beğenmişlik şeytanın yaygısıdır, o ortadan
kalkmazsa biz kalkarız. 6
Ey kız kardeşler! Gayret gösterme fırsatı olduğu siirece bu dalın goncası
bizim elimizin ve eteğimizin süsüdür.47
4- Kadın-Erkek eşitliği
Asırlar boyunca İran toplumunda kadın ikinci sınıf insan muamelesi
görmüş, meşrutiyet devrine gelinceye kadar da bıı durum dillendirilmemişti.
Meşrutiyet döneminde demokratikleşme ve modernleşmenin gereği olan bazı
hakların kazanımı için mücadele veren İran aydınları kadının sosyal hayattaki
durumunu sorgulamış ve çözümler üretmeye çalışmışlardır. İşte Pervîn de
Tanrının kadınlara lütfettiği haklarının beşeriyetin eliyle gasp edilmesine rıza
göstermeyerek isyanını şu ifadelerle dile getirmiştir.
Hükm-i ilâhi hiçbir yerde ve hiçbir şekilde kadının mutlak noksan
erkeğin mutlak kamil olduğunu yazmadı.4
*
Neden kadınlar kendi hukuklarından nasipsizdirler, neden bu kavmin
isnıi her defterden silinmiş?49
Pervîn, kadın erkek eşitliğinden ziyade bu iki cinsin birbirini tamamlayan
iki unsur olduğunu savunmuş ve şöyle demiştir:
Ey filozof! Kadının ve erkeğin vazifesi nedir, bilir misin? Birisi gemi
diğeri kaptan.
46
a.g.e, s. 189.
47
a.g.e, s. 260.
48
a.g.e, s. 187.
49
a.g.e, s. 261.
PERVÎN-İ İ'TİSÂMÎ V E ŞİİRLERİNDE KADİN KONUS U 6 7
Kaptan akıllı ve gemisi sağlam olunca, artık dalgadan, uçurumdan,
tufandan ne korku!
Kainatın hadiselerinin denizinde olay günü çalışma ve iş beklentisi hem
erkek hem kadından.
Eğer kadınların yamaları iyi olmasaydı erkeklerin güzel elbiseleri lime
lime olurdu.
Erkeğin yol azığı ve gücü nedir? Kadının dostluğu, kadının serveti ve
dünya nıalı nedir? Çocuklarının sevgisi
iyi kadın yalnız evinin hanımı değildir. Doktor hemşire ve polistir..
Kadın selâmet zamanında arkadaş ve şefkatli dost, kötü günde de dert
ortağı ve yardımcıdır.
Ömür atı gemi azıya alınca, bazen erkek bazen kadın dizginleri ele alır.50
Hatta bazı yönlerden kadının erkeğe üstünlüğüne işaret etmiştir
Kadının olmadığı yerde dostluk ve şefkat olmaz. Gönlün öldüğü bedende
ruh da ölür.
Kadın varlık hanesini oluşturan ilk şeydir. Temelsiz ve esassız bir yuvayı
yapmak mümkün nıii ?51
5- Kadın ve Ahlak
Pervîn için ahlak her şeyden daha önemlidir. O bir arif, bir zahit hatta bir
kadından önce ahlak öğıeticisidir. Avrupalıların tabiriyle bir moralisttir. Onun
şiirinde her şey ahlak terazisiyle tartılmış, ahlaka uygun ise değer kazanmış,
a.g.e, s. 188.
51
a.g.e, s. 187-188.
6 8 Güller NUHOĞL U
aksi halde reddedilmiştir52
. Bu bağlamda kadınları iffetli olmaya davet ederken
anlamını idrak etmeden din adına yapılan bazı hareketlerin yanlışlığına da işaret
etmiştir.
Sadelik, temizlik ve sakınma birer cevherdir. Parlayan cevher sadece
madenden çıkarılan mücevher değildir.
Ayıpları, sakınma elbisesi ile örtmüşler. Ama kibir ve arzu elbisesi
çıplaklıktan daha iyi değildir.
Kadın vakur olduğu sürece aşağılanmaz. Temiz insana zarar, adı kötüye
çıkmıştan gelmez.
Kadın hazinedar, iffet hazine, hırs ve tamah da hırsız gibidir. Eğer kadın
onu koruyabilmek için gerekli örften haberli değilse vay haline!
Şeytan takva sofrasına misafir olmaz. Çünkii bilir ki orası misafirlik yeri
değildir.
Doğru yolda yürümek gerek. ÇLikit eğri yolda rızk için yürümek
pişmanlıktan başka bir şey getirmez.
Göz ve gönle iffetten perde gerekir. Çarşaf giyme Müslümanlığın esası
değildir.53
Kendini küpe, gerdanlık ve mercan bilezikle biiyiik sayan (kadın) hanım
değildir.54
6- Toplum Kalkınmasında Kadının Rolü
Toplumun kalkınması ve uygarlaşmasında kadının rolü bugün herkes
tarafından kabul edilen bir gerçektir. Ancak Pervîn'in yaşadığı çağa kadar onun
ülkesinde bu durum tıpkı diğer şark memleketlerinde olduğu gibi gündeme
taşınmamış ve bu yolda adımlar atılmamıştır. Meşrutiyet yönetiminin sağladığı
52
Sîmîn Behbehânî, 'Pervîn, Şair-i İhsâs ve A'tıfe ', Dtvâıı (nşr. Ahmetl Kerîmi), s. 31.
53
a.g.e, s. 154. Divân, (nşr. Etü'l-Fetlı 1'tisâmi) s. 154.
54
a.g.e,s. 189.
PERVÎN-İ İ'TİSÂMÎ V E ŞİİRLERİNDE KADİN KONUS U 6 9
bazı imkânlar en azından bazı yenilikçi fikirler, Pervîn'i de bu hususta
düşünmeye sevk etmiş ve bu konu hakkındaki görüşlerinin şiirlerine
yansımasına sebep olmuştur. Ona göre uygarlığın bu düzeye gelmesinde bütün
engellerine ve zorluklarına rağmen kadının rolü büyüktür. Eğer ona imkân ve
fırsat verilirse üstesinden gelemeyeceği iş yoktur.
Kaçlın zahmet yolunda nııım gibi erimeseydi bu karanlık yolun sonunu
kimse bilmezdi.
Eğer kadın güneş gibi ışıklarıyla varlık dağına vurmasaydı madendeki
cevher aşk cevherine dönüşmezdi.55
Gayret yolu ve mutluluk ülkesi bugün bizim elimizde olan bu bilgî
meşalesi ile aydınlıktır.
Bizim fazilet ve edepten kol kanadımız olsa bütün çaresizliğimize rağmen
ay ve güneşi bile geride bırakırız. 56
Asırlar boyunca sosyal hayattan koparılan kadınların yanlış
yönlendirilmeleri sebebiyle lüzumsuz işlerle uğraşmalarını ise şöyle eleştirir:
Daima bizini vaktimiz falanın elbisesinin fiyatı ve filânın ayakkabısının
değerinin ne olduğu hususunda harcandı.
Şiirlerinde anne olarak kadın ve kadının toplum içindeki yeri gibi
konuları inceleyip okuyuculara sunmaya çalıştığımız Pervîn hakkındaki bu
makaleyi, çağdaş şair ve yazarlardan Dr. Muhammed Ali Nuduşen'in onun
hakkındaki değerlendirmeleriyle bitirelim:
'Pen'în, orta kültüre sahip, sabırlı ve soylu, evine vefalı İran kadının
ruhunu anlatıyordu. Pervîn'de, Firdevsî'ııin utangaçlık ve ağırbaşlılık olarak
nitelendirdiği ve en eski dönemlerden beri Şehname'deki büyük kadın tiplerinin
mücehhez olduğu bir hal görürüz..• Bana göre Pervîn'in asıl kıymeti, sözünün
arkasında gizli olan asil çizgide ve biitiin iniş çıkışlarına rağmen, İran
kültürünün büyüklüğüne ve Iran milletinin asaletine olan bağlılığında
yatmaktadır. Sözün kısası, biitiin çekingenliğine ve siyasete girmekten
M
a.g.e, s. 188.
56
a.g.e, s. 261.
57
a.g.e, s. 189.
7 0 Güller NUHOĞL U
kaçınmasına rağmen son 50 yılda kim herkesten daha çok İran kadınının
nıedar-ı iftiharı olmuştur diye sorarsanız Pervîn 'dir derim...
58
Nejat A. Mercanı, ' Pervîn: han Edebiyatı Göğünde Bir Yıldız', Nâme-i Aşina, yıl 2, sayı I, s. 80

No comments yet

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Sponsorlu bağlantılar